<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Devrim  Patent Marka &#x26; Patent Paylaşım Forumları - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/</link>
		<description><![CDATA[Devrim  Patent Marka &#x26; Patent Paylaşım Forumları - http://forum.devrimpatent.com.tr]]></description>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 11:18:38 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Tanımadığınız Kuruluşlar Tarafından Gönderilen Ücret Taleplerini Dikkate Almayın!]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-tanimadiginiz-kuruluslar-tarafindan-gonderilen-ucret-taleplerini-dikkate-almayin--94</link>
			<pubDate>Sat, 01 May 2010 07:02:42 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-tanimadiginiz-kuruluslar-tarafindan-gonderilen-ucret-taleplerini-dikkate-almayin--94</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Tanımadığınız Kuruluşlar Tarafından Gönderilen Ücret Taleplerini Dikkate Almayın! / 27.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Trademark Publisher adlı uluslararası bir firma, bazı marka sahipleri ile irtibata geçerek, kendi internet sitelerinde markalarının kayıt edilerek yayınlanması karşılığında, marka sahiplerinden ücret talep etmektedir. <br />
<br />
Tamamen özel insiyatif olan Trademark Publisher firmasına yapılan başvuruların ve ödemelerin, herhangi bir resmi kurum ve/veya kuruluşla bağlantısı/ilgisi ve geçerliliği bulunmamaktadır. <br />
<br />
Zaman zaman bu tür firmaların benzer talepleri marka sahiplerine ulaşmaktadır. Gönderdikleri dokümanda çok fazla açıklama yapmamakta; kendilerine resmi bir kurum/kuruluş havası katarak, talep ettikleri ücretlerin ödenmesinin zorunlu olduğu kanısı yaratmaya çalışmaktadırlar. Marka sahiplerinin, tanımadıkları firmalardan kendilerine uaşan bu tür talepleri dikkate almamalarını, bu tür taleplerle karşılaşmaları durumunda, öncelikle firmamıza ulaşarak bilgi almalarını önemle rica ederiz!<br />
<br />
Önceki yıllarda da bu tür uygulamalar yapan ve uzun süredir gündemden düşen, son günlerde yeniden benzer taleperde bulunan Trademark Publisher firmasının;<br />
 <br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/portal/siteimg/trademarkpub.jpg" target="_blank">Başvuru sahiplerine gönderdiği belge örneği</a><br />
<br />
<a href="http://www.trademarkpublisher.info/main/index.php?lang=tr" target="_blank">Web sitesi</a><br />
<br />
<br />
[attachment=1&#93;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Tanımadığınız Kuruluşlar Tarafından Gönderilen Ücret Taleplerini Dikkate Almayın! / 27.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Trademark Publisher adlı uluslararası bir firma, bazı marka sahipleri ile irtibata geçerek, kendi internet sitelerinde markalarının kayıt edilerek yayınlanması karşılığında, marka sahiplerinden ücret talep etmektedir. <br />
<br />
Tamamen özel insiyatif olan Trademark Publisher firmasına yapılan başvuruların ve ödemelerin, herhangi bir resmi kurum ve/veya kuruluşla bağlantısı/ilgisi ve geçerliliği bulunmamaktadır. <br />
<br />
Zaman zaman bu tür firmaların benzer talepleri marka sahiplerine ulaşmaktadır. Gönderdikleri dokümanda çok fazla açıklama yapmamakta; kendilerine resmi bir kurum/kuruluş havası katarak, talep ettikleri ücretlerin ödenmesinin zorunlu olduğu kanısı yaratmaya çalışmaktadırlar. Marka sahiplerinin, tanımadıkları firmalardan kendilerine uaşan bu tür talepleri dikkate almamalarını, bu tür taleplerle karşılaşmaları durumunda, öncelikle firmamıza ulaşarak bilgi almalarını önemle rica ederiz!<br />
<br />
Önceki yıllarda da bu tür uygulamalar yapan ve uzun süredir gündemden düşen, son günlerde yeniden benzer taleperde bulunan Trademark Publisher firmasının;<br />
 <br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/portal/siteimg/trademarkpub.jpg" target="_blank">Başvuru sahiplerine gönderdiği belge örneği</a><br />
<br />
<a href="http://www.trademarkpublisher.info/main/index.php?lang=tr" target="_blank">Web sitesi</a><br />
<br />
<br />
[attachment=1]]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Sınai Mülkiyet İhlal Davalarında Karşılaşılan Sorunlar" Konulu Konferans...]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-sinai-mulkiyet-ihlal-davalarinda-karsilasilan-sorunlar-konulu-konferans--93</link>
			<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 05:57:17 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-sinai-mulkiyet-ihlal-davalarinda-karsilasilan-sorunlar-konulu-konferans--93</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">"Sınai Mülkiyet İhlal Davalarında Karşılaşılan Sorunlar" Konulu Konferans için Kayıtlar Başladı / 16.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Ankara'da 26–27 Nisan 2010 tarihlerinde, İstanbul'da 29–30 Nisan 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek 'Sınai Mülkiyet İhlal Davalarında Karşılaşılan Sorunlar' konulu konferans için kayıtlar başladı.<br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/Konferans_Akis_Nisan_2010.pdf" target="_blank">Detaylı Bilgi</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">"Sınai Mülkiyet İhlal Davalarında Karşılaşılan Sorunlar" Konulu Konferans için Kayıtlar Başladı / 16.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Ankara'da 26–27 Nisan 2010 tarihlerinde, İstanbul'da 29–30 Nisan 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek 'Sınai Mülkiyet İhlal Davalarında Karşılaşılan Sorunlar' konulu konferans için kayıtlar başladı.<br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/Konferans_Akis_Nisan_2010.pdf" target="_blank">Detaylı Bilgi</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kaliteli ve Güvenilir Gıda için Akdeniz Çalışma Günleri (AÇG) 4. Konferansı...]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-kaliteli-ve-guvenilir-gida-icin-akdeniz-calisma-gunleri-acg-4-konferansi--92</link>
			<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 05:54:59 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-kaliteli-ve-guvenilir-gida-icin-akdeniz-calisma-gunleri-acg-4-konferansi--92</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Kaliteli ve Güvenilir Gıda için Akdeniz Çalışma Günleri (AÇG) 4. Konferansı İstanbul'da yapıldı / 16.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Kaliteli ve Güvenilir Gıda için Akdeniz Çalışma Günleri’nin (AÇG) 4’üncü Konferansı 16 Nisan’da İstanbul Casa d'Italia’da gerçekleştirildi.<br />
<br />
Konferans çerçevesinde bir konuşma yapan Türk Patent Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesişim alanında bulunan ve etrafında yirmiden fazla ülkenin konumlandığı Akdeniz coğrafyasında tarihin en köklü uygarlıklarının yeşerdiğini ve büyüdüğünü belirterek “Tarihte belki de hiçbir coğrafi alan, farklı toplumların belleklerinde bu kadar ortak izler bırakmamıştır” dedi. Bölge insanının sıcakkanlı ve tez canlı karakterini tarif etmek için “Akdeniz İnsanı” diye bir tanımlamanın bile ortaya çıktığını söyleyerek, ülkemizin de önemli bir parçasını oluşturduğu Akdeniz kültürü ve Akdenizlilik kimliğinin, bölge ülkelerinin birçok alanda ortak hareket etmesini gerekli kıldığını ifade etti. <br />
<br />
Prof. Dr. Habip ASAN, Türk Patent Enstitüsü’nün ülkemizde patent, marka, endüstriyel tasarım, entegre devre topoğrafyası ve coğrafi işaret olmak üzere sınai mülkiyetin beş farklı bileşeniyle ilgili tescil işlemlerini yürütmekle yetkili ve sorumlu kamu kuruluşu olduğunu, ancak coğrafi işaretler konusunun, koruma sisteminin kendine has özelliklerinden dolayı diğer sınai mülkiyet haklarından önemli ölçüde ayrıldığını söyledi. “Diğer sınai mülkiyet hakları, tescil sahibine bir tekel hakkı sağlarken, coğrafi işaretlerde tescilin amacı, belirli bir coğrafyadan kaynaklanması nedeniyle belirli nitelikleriyle ün kazanmış ürünlerin “gerçek üreticileri” adına kayıt altına alınmasının sağlanmasıdır. Coğrafi işaretlerin, küreselleşen dünyada, yerel ve yöresel değerlerin muhafaza edilmesi açısından çok büyük önem taşıdığı aşikârdır. Bu özelliğinden dolayı coğrafi işaretleri, diğer sınai mülkiyet haklarına göre çok daha stratejik bir bakış açısıyla ele almamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. <br />
<br />
Çalışma gününün ve karşılaştırmaların ana konusunu, Coğrafi İşaretler, organik ürünler ve bu ürünlerin yerel ve uluslararası pazarda restoran ve turizm yolu ile değerlendirilmesi teşkil etti. Konferans esnasında, Akdeniz ve özellikle Türkiye ile ilgili olarak kaliteli üretimin tüm hukuki, ekonomik, politik ve ticari boyutları ele alındı.<br />
<br />
2008–2010 AÇG, ‘’Akdeniz Ürünlerinin güvenirliliği, kalitesi ve tanınırlılığı‘’ ana teması ile 2008 yılı içerisinde Roma ve Tiran, 2009 yılında ise Kahire’de gerçekleştirilmişti. Sürecin Türkiye durağı ise Türk Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ticaret ve Sanayi Bakanlığı katkıları, İtalyan Büyükelçiliği ve İtalyan Kültür Merkezi’nin işbirliğinin yanı sıra İtalyan ve Avrupalı yetkililer ve farklı firma ve üniversitelerden uzmanların katılımı ile gerçekleştirildi.<br />
<br />
Etkinlikle ilgili yapılan basın bildirisinde, AÇG, İtalyan Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşu olan Istituto Mediterraneo di Certificazione (IMC) ile İtalyan Tuscia ve Siena Üniversiteleri arasında Gıda Kalitesi için Araştırma ve Eğitim Konsorsiyumu olan RIFOSAL tarafından organize edilen ve Akdeniz’de yayılan kalıcı bir girişim olarak ifade edildi.<br />
<br />
‘’Kaliteli ve Güvenilir Gıda için Akdeniz Çalışma Günleri”, Milletlerarası Akdeniz Yüksek Zirai Etütler Merkezi, Fransa (MAYZEM), Akdeniz Tarım Enstitüsü Bari, İtalya (IAMB), Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP), Cenevre merkezli Uluslararası İtalyan Daimi Temsilciliği, İtalya Tarım ve Gıda ve Orman Politikaları Bakanlığı’nın (MİPAF) ortaklaşa çalışması ile organize edildiği ve AÇG 2008-2010 döneminin, 2010 sonbaharda Barselona’da yapılacağı ve Çalışma Günleri’nin sonuçlarının sunulacağı final konferansı ile kapanacağı bildirildi.<br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/SnBaskan_konusmaAkdenizGunleri.pdf" target="_blank">TPE Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN Konuşma Metni</a> <br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/IstanbulInvitationMAIL.pdf" target="_blank">Program</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Kaliteli ve Güvenilir Gıda için Akdeniz Çalışma Günleri (AÇG) 4. Konferansı İstanbul'da yapıldı / 16.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Kaliteli ve Güvenilir Gıda için Akdeniz Çalışma Günleri’nin (AÇG) 4’üncü Konferansı 16 Nisan’da İstanbul Casa d'Italia’da gerçekleştirildi.<br />
<br />
Konferans çerçevesinde bir konuşma yapan Türk Patent Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesişim alanında bulunan ve etrafında yirmiden fazla ülkenin konumlandığı Akdeniz coğrafyasında tarihin en köklü uygarlıklarının yeşerdiğini ve büyüdüğünü belirterek “Tarihte belki de hiçbir coğrafi alan, farklı toplumların belleklerinde bu kadar ortak izler bırakmamıştır” dedi. Bölge insanının sıcakkanlı ve tez canlı karakterini tarif etmek için “Akdeniz İnsanı” diye bir tanımlamanın bile ortaya çıktığını söyleyerek, ülkemizin de önemli bir parçasını oluşturduğu Akdeniz kültürü ve Akdenizlilik kimliğinin, bölge ülkelerinin birçok alanda ortak hareket etmesini gerekli kıldığını ifade etti. <br />
<br />
Prof. Dr. Habip ASAN, Türk Patent Enstitüsü’nün ülkemizde patent, marka, endüstriyel tasarım, entegre devre topoğrafyası ve coğrafi işaret olmak üzere sınai mülkiyetin beş farklı bileşeniyle ilgili tescil işlemlerini yürütmekle yetkili ve sorumlu kamu kuruluşu olduğunu, ancak coğrafi işaretler konusunun, koruma sisteminin kendine has özelliklerinden dolayı diğer sınai mülkiyet haklarından önemli ölçüde ayrıldığını söyledi. “Diğer sınai mülkiyet hakları, tescil sahibine bir tekel hakkı sağlarken, coğrafi işaretlerde tescilin amacı, belirli bir coğrafyadan kaynaklanması nedeniyle belirli nitelikleriyle ün kazanmış ürünlerin “gerçek üreticileri” adına kayıt altına alınmasının sağlanmasıdır. Coğrafi işaretlerin, küreselleşen dünyada, yerel ve yöresel değerlerin muhafaza edilmesi açısından çok büyük önem taşıdığı aşikârdır. Bu özelliğinden dolayı coğrafi işaretleri, diğer sınai mülkiyet haklarına göre çok daha stratejik bir bakış açısıyla ele almamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. <br />
<br />
Çalışma gününün ve karşılaştırmaların ana konusunu, Coğrafi İşaretler, organik ürünler ve bu ürünlerin yerel ve uluslararası pazarda restoran ve turizm yolu ile değerlendirilmesi teşkil etti. Konferans esnasında, Akdeniz ve özellikle Türkiye ile ilgili olarak kaliteli üretimin tüm hukuki, ekonomik, politik ve ticari boyutları ele alındı.<br />
<br />
2008–2010 AÇG, ‘’Akdeniz Ürünlerinin güvenirliliği, kalitesi ve tanınırlılığı‘’ ana teması ile 2008 yılı içerisinde Roma ve Tiran, 2009 yılında ise Kahire’de gerçekleştirilmişti. Sürecin Türkiye durağı ise Türk Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ticaret ve Sanayi Bakanlığı katkıları, İtalyan Büyükelçiliği ve İtalyan Kültür Merkezi’nin işbirliğinin yanı sıra İtalyan ve Avrupalı yetkililer ve farklı firma ve üniversitelerden uzmanların katılımı ile gerçekleştirildi.<br />
<br />
Etkinlikle ilgili yapılan basın bildirisinde, AÇG, İtalyan Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşu olan Istituto Mediterraneo di Certificazione (IMC) ile İtalyan Tuscia ve Siena Üniversiteleri arasında Gıda Kalitesi için Araştırma ve Eğitim Konsorsiyumu olan RIFOSAL tarafından organize edilen ve Akdeniz’de yayılan kalıcı bir girişim olarak ifade edildi.<br />
<br />
‘’Kaliteli ve Güvenilir Gıda için Akdeniz Çalışma Günleri”, Milletlerarası Akdeniz Yüksek Zirai Etütler Merkezi, Fransa (MAYZEM), Akdeniz Tarım Enstitüsü Bari, İtalya (IAMB), Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP), Cenevre merkezli Uluslararası İtalyan Daimi Temsilciliği, İtalya Tarım ve Gıda ve Orman Politikaları Bakanlığı’nın (MİPAF) ortaklaşa çalışması ile organize edildiği ve AÇG 2008-2010 döneminin, 2010 sonbaharda Barselona’da yapılacağı ve Çalışma Günleri’nin sonuçlarının sunulacağı final konferansı ile kapanacağı bildirildi.<br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/SnBaskan_konusmaAkdenizGunleri.pdf" target="_blank">TPE Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN Konuşma Metni</a> <br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/IstanbulInvitationMAIL.pdf" target="_blank">Program</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EPI'den 7-8 Haziran 2010 Tarihlerinde Seminer]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-epi-den-7-8-haziran-2010-tarihlerinde-seminer--91</link>
			<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 05:51:46 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-epi-den-7-8-haziran-2010-tarihlerinde-seminer--91</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">EPI'den 7-8 Haziran 2010 Tarihlerinde Seminer / 15.04.2010</span></span></span><br />
<br />
<a href="http://216.92.57.242/patentepi/english/200/240/2010/index.php" target="_blank">EPI (Institute of Professional Representatives before the European Patent Office)</a> tarafından 7-8 Haziran 2010 tarihlerinde İstanbul'da “Avrupa Patent Prosedürü 'Başvuru Tescil ve İtirazlar' (Working through an EP patent procedure, from filing over grant to opposition)” konulu bir seminer düzenleniyor.<br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/InvitationIstanbul7_8_06_2010.pdf" target="_blank">Ayrıntılı Bilgi ve Başvuru Hakkında...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">EPI'den 7-8 Haziran 2010 Tarihlerinde Seminer / 15.04.2010</span></span></span><br />
<br />
<a href="http://216.92.57.242/patentepi/english/200/240/2010/index.php" target="_blank">EPI (Institute of Professional Representatives before the European Patent Office)</a> tarafından 7-8 Haziran 2010 tarihlerinde İstanbul'da “Avrupa Patent Prosedürü 'Başvuru Tescil ve İtirazlar' (Working through an EP patent procedure, from filing over grant to opposition)” konulu bir seminer düzenleniyor.<br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/InvitationIstanbul7_8_06_2010.pdf" target="_blank">Ayrıntılı Bilgi ve Başvuru Hakkında...</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ulusal Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Strateji Belgesi Çalıştayı TPE'de yapıldı]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-ulusal-fikri-ve-sinai-mulkiyet-haklari-strateji-belgesi-calistayi-tpe-de-yapildi--90</link>
			<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 05:48:16 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-ulusal-fikri-ve-sinai-mulkiyet-haklari-strateji-belgesi-calistayi-tpe-de-yapildi--90</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Ulusal Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Strateji Belgesi Çalıştayı TPE'de yapıldı / 14.04.2010 </span></span></span><br />
<br />
Ulusal Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Strateji Belgesi Çalıştayı 12-13 Nisan 2010 tarihlerinde TPE'de yapıldı. Çalıştaya, Türk Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) temsilcisi Ms. Li Maor ve İngiltere Patent Ofisi önceki dönem Başkanı ve WIPO danışmanı Mr. Ron Marchant’ın yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Sağlık Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TUBİTAK), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) temsilcileri katıldı.<br />
<br />
Çalıştay’ın açılışında konuşan Türk Patent Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN; Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Koordinasyon Kurulu’nun ilki 2008’de gerçekleştirilen toplantılarından ve yapılan çalışmalardan söz ederek, toplantılarda özellikle, Avrupa Birliği müzakere sürecinde, müzakerelerin devam ettiği 7 numaralı Fikri Mülkiyet Hukuku faslında Türkiye’nin tutumunun belirlenmesi noktasında önemli kararlar alındığını ifade etti. Bunun yanında öne çıkan bir diğer hususun ülkemizin ulusal fikri ve sınai mülkiyet stratejisinin belirlenmesi konusu olduğunu söyledi. Bu amaçla çalışmalarda bulunmak üzere oluşturulan çalışma grubuna da büyük iş düştüğünü belirtti. Ülkemizin ulusal fikri ve sınai mülkiyet stratejisini oluştururken özel sektörün, sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin ve bütün paydaşların görüşlerinden faydalanılacağını, ancak asıl çalışmayı bu grubun yapacağını, çalışmanın yöntemini, takvimini bu grubun belirleyeceğini söyleyerek Çalıştayın önemini vurguladı. <br />
<br />
Türk Patent Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN’ın ardından söz alan Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) Temsilcisi Ms. Li MAOR, Fikri ve Sınaî Mülkiyet Stratejilerinin önemi ve bu konuda WIPO’nun üstlendiği rol hakkında katılımcılara bilgiler verdi. İngiltere Patent Ofisi önceki dönem Başkanı ve WIPO danışmanı Mr. Ron MARCHANT ise Strateji Belgesi hazırlık çalışmasında öne çıkan hususlar, ele alınması gereken konular ve ihtiyaç analizi ile ilgili tecrübelerini paylaştı.<br />
<br />
İki gün süren Çalıştayda, ülkemizdeki ve dünyadaki mevcut durum esas alınarak ulusal fikri ve sınai mülkiyet hakları strateji çalışmasının ne şekilde sürdürüleceği belirlenerek taslak iş takvimi oluşturuldu.<br />
<br />
2008/7 sayılı Başbakanlık Genelgesi gereğince fikri ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin kısa, orta ve uzun vadeli ulusal strateji oluşturulması amacıyla Koordinasyon Kurulu’nun ilk toplantısında alınan karar uyarınca Ulusal Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları Strateji Belgesi oluşturma çalışmaları başlatılmıştı.<br />
<br />
“Ulusal fikri ve sınai mülkiyet stratejisi hususu, 9. Kalkınma Planı’nın “Rekabet Gücünün Artırılması” gelişme ekseni bünyesinde bulunan “İş Ortamının İyileştirilmesi” bölümünde yer alan temel amaçlardan biri olarak “Fikri haklar sisteminin ülke ekonomisine etkisi gözetilmek suretiyle, fikri haklar alanında kısa, orta ve uzun vadeli bir strateji belirlenecek ve bu stratejinin uygulanmasına yönelik bir eylem planı oluşturulacaktır” şeklinde ifade ediliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Ulusal Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Strateji Belgesi Çalıştayı TPE'de yapıldı / 14.04.2010 </span></span></span><br />
<br />
Ulusal Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Strateji Belgesi Çalıştayı 12-13 Nisan 2010 tarihlerinde TPE'de yapıldı. Çalıştaya, Türk Patent Enstitüsü (TPE) Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) temsilcisi Ms. Li Maor ve İngiltere Patent Ofisi önceki dönem Başkanı ve WIPO danışmanı Mr. Ron Marchant’ın yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Sağlık Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TUBİTAK), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) temsilcileri katıldı.<br />
<br />
Çalıştay’ın açılışında konuşan Türk Patent Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN; Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları Koordinasyon Kurulu’nun ilki 2008’de gerçekleştirilen toplantılarından ve yapılan çalışmalardan söz ederek, toplantılarda özellikle, Avrupa Birliği müzakere sürecinde, müzakerelerin devam ettiği 7 numaralı Fikri Mülkiyet Hukuku faslında Türkiye’nin tutumunun belirlenmesi noktasında önemli kararlar alındığını ifade etti. Bunun yanında öne çıkan bir diğer hususun ülkemizin ulusal fikri ve sınai mülkiyet stratejisinin belirlenmesi konusu olduğunu söyledi. Bu amaçla çalışmalarda bulunmak üzere oluşturulan çalışma grubuna da büyük iş düştüğünü belirtti. Ülkemizin ulusal fikri ve sınai mülkiyet stratejisini oluştururken özel sektörün, sivil toplum kuruluşlarının, akademisyenlerin ve bütün paydaşların görüşlerinden faydalanılacağını, ancak asıl çalışmayı bu grubun yapacağını, çalışmanın yöntemini, takvimini bu grubun belirleyeceğini söyleyerek Çalıştayın önemini vurguladı. <br />
<br />
Türk Patent Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN’ın ardından söz alan Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) Temsilcisi Ms. Li MAOR, Fikri ve Sınaî Mülkiyet Stratejilerinin önemi ve bu konuda WIPO’nun üstlendiği rol hakkında katılımcılara bilgiler verdi. İngiltere Patent Ofisi önceki dönem Başkanı ve WIPO danışmanı Mr. Ron MARCHANT ise Strateji Belgesi hazırlık çalışmasında öne çıkan hususlar, ele alınması gereken konular ve ihtiyaç analizi ile ilgili tecrübelerini paylaştı.<br />
<br />
İki gün süren Çalıştayda, ülkemizdeki ve dünyadaki mevcut durum esas alınarak ulusal fikri ve sınai mülkiyet hakları strateji çalışmasının ne şekilde sürdürüleceği belirlenerek taslak iş takvimi oluşturuldu.<br />
<br />
2008/7 sayılı Başbakanlık Genelgesi gereğince fikri ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin kısa, orta ve uzun vadeli ulusal strateji oluşturulması amacıyla Koordinasyon Kurulu’nun ilk toplantısında alınan karar uyarınca Ulusal Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları Strateji Belgesi oluşturma çalışmaları başlatılmıştı.<br />
<br />
“Ulusal fikri ve sınai mülkiyet stratejisi hususu, 9. Kalkınma Planı’nın “Rekabet Gücünün Artırılması” gelişme ekseni bünyesinde bulunan “İş Ortamının İyileştirilmesi” bölümünde yer alan temel amaçlardan biri olarak “Fikri haklar sisteminin ülke ekonomisine etkisi gözetilmek suretiyle, fikri haklar alanında kısa, orta ve uzun vadeli bir strateji belirlenecek ve bu stratejinin uygulanmasına yönelik bir eylem planı oluşturulacaktır” şeklinde ifade ediliyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TPE'den "Bu Benim Eserim" Proje Yarışmasına Destek]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-tpe-den-bu-benim-eserim-proje-yarismasina-destek--89</link>
			<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 05:45:09 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-tpe-den-bu-benim-eserim-proje-yarismasina-destek--89</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">TPE'den "Bu Benim Eserim" Proje Yarışmasına Destek / 13.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED) tarafından düzenlenen <a href="http://earged.meb.gov.tr/bubenimeserim/" target="_blank">"Bu Benim Eserim"</a> İlköğretim öğrencileri Matematik ve Fen Bilimleri proje çalışması bölge sergileri 13-14 Nisan 2010 tarihlerinde gerçekleştiriliyor.<br />
<br />
Gelecek nesillerin araştırmacı, yaratıcı, sorgulayıcı, üretken yetiştirilmesi ortak paydası doğrultusunda etkinliğe destek veren TPE, Samsun, İstanbul Asya, İstanbul Avrupa, İzmir, Erzurum, Kayseri, Ankara, Van, Bursa, Adana, Antalya, Malatya olmak üzere 12 bölgede gerçekleştirilen bölge sergileri sırasında öğrenci ve öğretmenlere yönelik sınai mülkiyet hakları konusunda seminerler düzenledi. Ayrıca Ankara'da düzenlenecek final sergisi sırasında açılacak TPE standından da katılımcı ve ziyaretçilere sınai mülkiyet hakları ile ilgili bilgiler verilecek.<br />
<br />
Tüm bölgelerden seçilerek Ankara’ya gönderilecek öğrenci projeleri 11- 12 Mayıs 2010 tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek final sergisinde sergilenecek. TÜBİTAK’ın oluşturduğu Merkez Bilim Kurulu tarafından yapılan nihai değerlendirme sonucu kazananlara ödülleri verilecek.<br />
<br />
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED), İlköğretim Öğrencilerine Yönelik Matematik ve Fen Bilimleri Proje Çalışması (Bu Benim Eserim) 2009–2010 eğitim-öğretim yılında, V. İlköğretim Öğrencilerine Yönelik Matematik ve Fen Bilimleri Proje Çalışması; Matematik ve Fen Bilimleri alanlarında, 12 bölge merkezi ve bunlara bağlı iller olmak üzere ülke genelinde ilköğretim okullarında (6.,7.ve8.sınıf öğrencilerine yönelik) gerçekleştirildi.<br />
<br />
Çalışmanın amacını, ülkemizin ihtiyaç duyduğu geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek, yetenekli çocuklarımıza sahip çıkmak; bilimsel amaçlı yarışma ve benzeri etkinlikleri ülke genelinde ilgiyi –katılımı artırarak yaygınlaştırmak ve teşvik etmek, geleceğin bilim insanı olma potansiyeline sahip çocuklarımızı erken yaşlarda keşfedip var olan yeteneklerini geliştirmek, gerekli desteği vererek onlara araştırmacı bir ruh kazandırmak oluşturuyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">TPE'den "Bu Benim Eserim" Proje Yarışmasına Destek / 13.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED) tarafından düzenlenen <a href="http://earged.meb.gov.tr/bubenimeserim/" target="_blank">"Bu Benim Eserim"</a> İlköğretim öğrencileri Matematik ve Fen Bilimleri proje çalışması bölge sergileri 13-14 Nisan 2010 tarihlerinde gerçekleştiriliyor.<br />
<br />
Gelecek nesillerin araştırmacı, yaratıcı, sorgulayıcı, üretken yetiştirilmesi ortak paydası doğrultusunda etkinliğe destek veren TPE, Samsun, İstanbul Asya, İstanbul Avrupa, İzmir, Erzurum, Kayseri, Ankara, Van, Bursa, Adana, Antalya, Malatya olmak üzere 12 bölgede gerçekleştirilen bölge sergileri sırasında öğrenci ve öğretmenlere yönelik sınai mülkiyet hakları konusunda seminerler düzenledi. Ayrıca Ankara'da düzenlenecek final sergisi sırasında açılacak TPE standından da katılımcı ve ziyaretçilere sınai mülkiyet hakları ile ilgili bilgiler verilecek.<br />
<br />
Tüm bölgelerden seçilerek Ankara’ya gönderilecek öğrenci projeleri 11- 12 Mayıs 2010 tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek final sergisinde sergilenecek. TÜBİTAK’ın oluşturduğu Merkez Bilim Kurulu tarafından yapılan nihai değerlendirme sonucu kazananlara ödülleri verilecek.<br />
<br />
Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı (EARGED), İlköğretim Öğrencilerine Yönelik Matematik ve Fen Bilimleri Proje Çalışması (Bu Benim Eserim) 2009–2010 eğitim-öğretim yılında, V. İlköğretim Öğrencilerine Yönelik Matematik ve Fen Bilimleri Proje Çalışması; Matematik ve Fen Bilimleri alanlarında, 12 bölge merkezi ve bunlara bağlı iller olmak üzere ülke genelinde ilköğretim okullarında (6.,7.ve8.sınıf öğrencilerine yönelik) gerçekleştirildi.<br />
<br />
Çalışmanın amacını, ülkemizin ihtiyaç duyduğu geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek, yetenekli çocuklarımıza sahip çıkmak; bilimsel amaçlı yarışma ve benzeri etkinlikleri ülke genelinde ilgiyi –katılımı artırarak yaygınlaştırmak ve teşvik etmek, geleceğin bilim insanı olma potansiyeline sahip çocuklarımızı erken yaşlarda keşfedip var olan yeteneklerini geliştirmek, gerekli desteği vererek onlara araştırmacı bir ruh kazandırmak oluşturuyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TÜSİAD ile TPE Arasında "İşbirliği Yapılmasına Dair Çerçeve Protokolü" İmzalandı]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-tusiad-ile-tpe-arasinda-isbirligi-yapilmasina-dair-cerceve-protokolu-imzalandi--88</link>
			<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 05:42:42 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-tusiad-ile-tpe-arasinda-isbirligi-yapilmasina-dair-cerceve-protokolu-imzalandi--88</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">TÜSİAD-TPE "Sanayicilerin Sınaî Haklar Konusunda Bilinçlendirilmesine Yönelik İşbirliği Yapılmasına Dair Çerçeve Protokolü" İmzalandı / 08.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Türkiye’de sanayi kesimi ile Türk Patent Enstitüsü arasındaki işbirliğini artırmak amacıyla TÜSİAD ve TPE arasında oluşturulan “Sanayicilerin Sınaî Haklar Konusunda Bilinçlendirilmesine Yönelik İşbirliği Yapılmasına dair Çerçeve Protokolü” 08 Nisan 2010 Perşembe günü, Türk Patent Enstitüsü'nde yapılan imza töreni ile TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit BOYNER ve TPE Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN tarafından imzalanarak hayata geçirildi.<br />
<br />
İmza törenine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Ali BOĞA, Milli Prodüktivite Merkezi Genel Sekreteri Kerim ÜNAL ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TÜSİAD ve TPE'den üst düzey yöneticiler ile çalışanlar katıldı.<br />
<br />
TPE Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN tören öncesi yaptığı konuşmada, TÜSİAD’ın ülkemiz sanayisi ve ekonomisi için ifade ettiği önemi vurgulayarak, ülkemizde sınai mülkiyetin üretilmesi noktasında TÜSİAD üyesi kuruluşların çok büyük bir payı bulunduğunu söyledi. Son üç yılda yapılan yerli patent başvurularına bakıldığında bunların çok önemli bir kısmının TÜSİAD’a üye firmalar tarafından yapıldığını belirtti. Ülkemiz sınai mülkiyet sisteminin gerek üretilmesi, gerek korunması gerekse de ticarileştirilmesi konusunda, TPE-TÜSİAD arasında gerçekleştirilecek işbirliğinin önemli faydalar sağlayacağına ilişkin inancını dile getirdi. Sınai mülkiyetle ilgili farklı platformlarda yürütülen; YOİKK, Türk Tasarım Danışma Konseyi ve TÜSİAD bünyesinde faaliyet gösteren Fikri Haklar Çalışma Grubu ile yapılan görüşmeler hakkında bilgiler verdi.<br />
<br />
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit BOYNER, sınai mülkiyet haklarının firmaların rekabet gücünü artırmada, iş dünyasının ve ülke ekonomisinin gelişiminde kilit noktası haline geldiğini belirterek TÜSİAD’ın da sanayicilerin bu konularda bilinçlendirilmesi için faaliyetlerde bulunduğunu ifade etti. Bu protokolün de bu çalışmalardan biri olduğunu, sanayicilerin ulusal ve uluslararası pazarlarda istedikleri hedeflere ulaşmalarında önemli katkılar sağlayacağını söyledi. <br />
<br />
Protokol ile “Türkiye’de faaliyet gösteren firmaları sınai mülkiyet hakları konusunda bilinçlendirmek, TÜSİAD ile TPE arasında her iki tarafın görev alanlarına giren konularda işbirliğini geliştirmek, yenilikçiliği, üretkenliği ve yaratıcılığı teşvik ederek ulusal inovasyon sistemini güçlendirmek, Türk sanayicisinin rekabet gücünü artırmak, ulusal ve uluslararası pazarlardaki payının büyümesine katkı sağlamak” amaçlanıyor. Ülkemizde bilim ve teknoloji alanında var olan potansiyelin, kamusal ve toplumsal sorumluluk ilkesi ile sistematik olarak daha etkin ve örgün bir yapıya kavuşturulması, ekonomik ve sosyal alanda katma değerler yaratılabilmesi ve bunun devamlılığının sağlanarak, sınai mülkiyet haklarının öneminin ön plana çıkarılması için çaba gösterilmesi hedefleniyor.<br />
<br />
Protokolün kapsamını ise “TÜSİAD etki alanı içerisinde faaliyet gösteren sanayici, işadamı, çalışan, araştırma geliştirme çalışmaları yapan kişi, kurum, kuruluş ve tacirlerin; sınai mülkiyet hakları hususunda bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi, TÜSİAD üye kurumlarının bu alandaki ihtiyaçlarının sektörel temelde belirlenmesi ve sanayicilere müşteri odaklı ve yerinde hizmet sunulması, sınai mülkiyet haklarına ilişkin yazılı, elektronik v.b. her türlü bilgi ve doküman gereksinimlerinin temini, ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat ve yayınlara ulaşmalarının kolaylaştırılması, ulusal ve uluslararası veri tabanlarında tekniğin bilinen durumu ile ilgili ön araştırmalar yapılması için uygun ortamın yaratılması ve TÜSİAD ile TPE tarafından uygun bulunan proje çalışmalarının ortak bir şekilde gerçekleştirilmesi, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, Üniversite-Sanayi işbirliğinin sağlanması, küçük-orta ve büyük ölçekteki firmaların işbirliğinin kolaylaştırılması, ulusal ve uluslararası düzeyde seminer, sempozyum, konferans, çalıştay, yarışmalar, eğitim ve öğretim vb. gibi konularda yapılacak iş birliği” oluşturuyor. <br />
<br />
Ülkelerin gelişmişliğinin çok önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilen ve patent, marka, endüstriyel tasarım, coğrafi işaret ve entegre devre topografyalarından oluşan sınai mülkiyet haklarının tescili konusunda ülkemizdeki tek yetkili kuruluş olan Türk Patent Enstitüsü ile Türk Sanayisini hep daha ileri noktalara taşımak amacıyla Türk sanayicilerinin bir araya gelerek oluşturduğu TÜSİAD’ın işbirliği ile yapılacak çalışmalar, ekonomik ve teknolojik gelişimde sınai mülkiyet hakları ile sanayi ve sanayici ilişkisinin karşılıklı yapıcı etkileşimleri nedeniyle önem taşıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">TÜSİAD-TPE "Sanayicilerin Sınaî Haklar Konusunda Bilinçlendirilmesine Yönelik İşbirliği Yapılmasına Dair Çerçeve Protokolü" İmzalandı / 08.04.2010</span></span></span><br />
<br />
Türkiye’de sanayi kesimi ile Türk Patent Enstitüsü arasındaki işbirliğini artırmak amacıyla TÜSİAD ve TPE arasında oluşturulan “Sanayicilerin Sınaî Haklar Konusunda Bilinçlendirilmesine Yönelik İşbirliği Yapılmasına dair Çerçeve Protokolü” 08 Nisan 2010 Perşembe günü, Türk Patent Enstitüsü'nde yapılan imza töreni ile TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit BOYNER ve TPE Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN tarafından imzalanarak hayata geçirildi.<br />
<br />
İmza törenine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı Ali BOĞA, Milli Prodüktivite Merkezi Genel Sekreteri Kerim ÜNAL ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TÜSİAD ve TPE'den üst düzey yöneticiler ile çalışanlar katıldı.<br />
<br />
TPE Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN tören öncesi yaptığı konuşmada, TÜSİAD’ın ülkemiz sanayisi ve ekonomisi için ifade ettiği önemi vurgulayarak, ülkemizde sınai mülkiyetin üretilmesi noktasında TÜSİAD üyesi kuruluşların çok büyük bir payı bulunduğunu söyledi. Son üç yılda yapılan yerli patent başvurularına bakıldığında bunların çok önemli bir kısmının TÜSİAD’a üye firmalar tarafından yapıldığını belirtti. Ülkemiz sınai mülkiyet sisteminin gerek üretilmesi, gerek korunması gerekse de ticarileştirilmesi konusunda, TPE-TÜSİAD arasında gerçekleştirilecek işbirliğinin önemli faydalar sağlayacağına ilişkin inancını dile getirdi. Sınai mülkiyetle ilgili farklı platformlarda yürütülen; YOİKK, Türk Tasarım Danışma Konseyi ve TÜSİAD bünyesinde faaliyet gösteren Fikri Haklar Çalışma Grubu ile yapılan görüşmeler hakkında bilgiler verdi.<br />
<br />
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit BOYNER, sınai mülkiyet haklarının firmaların rekabet gücünü artırmada, iş dünyasının ve ülke ekonomisinin gelişiminde kilit noktası haline geldiğini belirterek TÜSİAD’ın da sanayicilerin bu konularda bilinçlendirilmesi için faaliyetlerde bulunduğunu ifade etti. Bu protokolün de bu çalışmalardan biri olduğunu, sanayicilerin ulusal ve uluslararası pazarlarda istedikleri hedeflere ulaşmalarında önemli katkılar sağlayacağını söyledi. <br />
<br />
Protokol ile “Türkiye’de faaliyet gösteren firmaları sınai mülkiyet hakları konusunda bilinçlendirmek, TÜSİAD ile TPE arasında her iki tarafın görev alanlarına giren konularda işbirliğini geliştirmek, yenilikçiliği, üretkenliği ve yaratıcılığı teşvik ederek ulusal inovasyon sistemini güçlendirmek, Türk sanayicisinin rekabet gücünü artırmak, ulusal ve uluslararası pazarlardaki payının büyümesine katkı sağlamak” amaçlanıyor. Ülkemizde bilim ve teknoloji alanında var olan potansiyelin, kamusal ve toplumsal sorumluluk ilkesi ile sistematik olarak daha etkin ve örgün bir yapıya kavuşturulması, ekonomik ve sosyal alanda katma değerler yaratılabilmesi ve bunun devamlılığının sağlanarak, sınai mülkiyet haklarının öneminin ön plana çıkarılması için çaba gösterilmesi hedefleniyor.<br />
<br />
Protokolün kapsamını ise “TÜSİAD etki alanı içerisinde faaliyet gösteren sanayici, işadamı, çalışan, araştırma geliştirme çalışmaları yapan kişi, kurum, kuruluş ve tacirlerin; sınai mülkiyet hakları hususunda bilgilendirilmesi, yönlendirilmesi, TÜSİAD üye kurumlarının bu alandaki ihtiyaçlarının sektörel temelde belirlenmesi ve sanayicilere müşteri odaklı ve yerinde hizmet sunulması, sınai mülkiyet haklarına ilişkin yazılı, elektronik v.b. her türlü bilgi ve doküman gereksinimlerinin temini, ilgili ulusal ve uluslararası mevzuat ve yayınlara ulaşmalarının kolaylaştırılması, ulusal ve uluslararası veri tabanlarında tekniğin bilinen durumu ile ilgili ön araştırmalar yapılması için uygun ortamın yaratılması ve TÜSİAD ile TPE tarafından uygun bulunan proje çalışmalarının ortak bir şekilde gerçekleştirilmesi, kurumsal kapasitenin geliştirilmesi, Üniversite-Sanayi işbirliğinin sağlanması, küçük-orta ve büyük ölçekteki firmaların işbirliğinin kolaylaştırılması, ulusal ve uluslararası düzeyde seminer, sempozyum, konferans, çalıştay, yarışmalar, eğitim ve öğretim vb. gibi konularda yapılacak iş birliği” oluşturuyor. <br />
<br />
Ülkelerin gelişmişliğinin çok önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilen ve patent, marka, endüstriyel tasarım, coğrafi işaret ve entegre devre topografyalarından oluşan sınai mülkiyet haklarının tescili konusunda ülkemizdeki tek yetkili kuruluş olan Türk Patent Enstitüsü ile Türk Sanayisini hep daha ileri noktalara taşımak amacıyla Türk sanayicilerinin bir araya gelerek oluşturduğu TÜSİAD’ın işbirliği ile yapılacak çalışmalar, ekonomik ve teknolojik gelişimde sınai mülkiyet hakları ile sanayi ve sanayici ilişkisinin karşılıklı yapıcı etkileşimleri nedeniyle önem taşıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Antalya'da 1. YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı - 28 Nisan-1 Mayıs 2010]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-antalya-da-1-yorex-yoresel-urunler-fuari-28-nisan-1-mayis-2010--87</link>
			<pubDate>Sat, 17 Apr 2010 05:38:50 -0500</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-antalya-da-1-yorex-yoresel-urunler-fuari-28-nisan-1-mayis-2010--87</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Antalya'da 1. YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı - 28 Nisan-1 Mayıs 2010 / 06.04.2010</span></span></span><br />
<br />
“Sizin oraların nesi meşhur” sloganıyla yola çıkan <a href="http://www.yorexturkiye.com/tr" target="_blank">1. YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı</a> 28 Nisan – 1 Mayıs 2010 tarihleri arasında Antalya ‘EXPO Center Fuar Alanı’nda gerçekleştirilecek. <br />
<br />
Fuar, ülkemizde yöresinin adıyla anılan tarım, gıda, el sanatları ve sanayi ürünlerini; kamuoyuna mal etmek, ulusal ve küresel alanda tanıtmak, ticarileştirmek, markalaştırmak, katma değerini arttırmak ve krizin etkilerini aşmak ana amacını taşıyor. Fuara, ticaret ve sanayi odaları ile ticaret borsaları ve deniz ticaret odaları başta olmak üzere yöresel ürünler üreten, aracı olan tüm kurum ve kuruluşların katılımı bekleniyor.<br />
<br />
Ülkemizde sınai mülkiyet hakları konusunda tescil yetkisine sahip tek yetkili kurum olma konumundaki Türk Patent Enstitüsü, belirli bir bölgeden kaynaklanan bir ürünün sadece o bölgede bulunabilecek karakteristik özellikler taşıdığını ifade eden ad ve işaretleri coğrafi işaret tescili ile koruma altına alıyor. Tescil ile elde edilen coğrafi işaret korumasının amacını ise belirli bir coğrafyadan kaynaklanarak belirgin nitelikleriyle ün kazanmış ürünlerin “gerçek üreticileri” adına kayıt altına alınması oluşturuyor. Böylelikle bölgesel ya da ulusal kalkınmanın desteklenmesi, ürünlerin niteliklerini kaybetmeden sürdürülebilirliğinin sağlanması, ürünlerin tanıtımının yapılması, ürünün beraberinde getirdiği ünden üreticilerinin ekonomik anlamda faydalanması, tüketici bazında beklenen ve istenen kalitenin garanti edilmesi hedefleniyor. <br />
<br />
Türk Patent Enstitüsü, yöresel ürünlere ve sınai mülkiyet haklarından biri olan coğrafi işaret tesciline dikkat çekmesi, bu konuda toplumdaki bilgi ve bilinç düzeyinin artmasına katkı sağlaması açısından yararlı olacağını düşündüğü YÖREX Antalya 2010 Birinci Yöresel Ürünler Fuarı’na destek veriyor. Çok sayıda yöresel ürün üreticisinin bir araya geldiği YÖREX Fuarı’nı, coğrafi işaret tescili ya da menşe adı koruması almak isteyen üreticilerle buluşmak ve uzmanları vasıtasıyla bilgilendirmek için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Türk Patent Enstitüsü, uzmanlarıyla birlikte katılacağı YÖREX Fuarı’nda katılımcı firmalara rehberlik edecek; coğrafi işaret tescili ve menşe adı koruması konularında seminerler düzenleyecek ve ilgilenenlere danışmanlık hizmeti sunacak. Üreticiler fuar süresince Türk Patent Enstitüsü standına uğrayarak merak ettikleri her konuda bilgi alabilecekler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Antalya'da 1. YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı - 28 Nisan-1 Mayıs 2010 / 06.04.2010</span></span></span><br />
<br />
“Sizin oraların nesi meşhur” sloganıyla yola çıkan <a href="http://www.yorexturkiye.com/tr" target="_blank">1. YÖREX Yöresel Ürünler Fuarı</a> 28 Nisan – 1 Mayıs 2010 tarihleri arasında Antalya ‘EXPO Center Fuar Alanı’nda gerçekleştirilecek. <br />
<br />
Fuar, ülkemizde yöresinin adıyla anılan tarım, gıda, el sanatları ve sanayi ürünlerini; kamuoyuna mal etmek, ulusal ve küresel alanda tanıtmak, ticarileştirmek, markalaştırmak, katma değerini arttırmak ve krizin etkilerini aşmak ana amacını taşıyor. Fuara, ticaret ve sanayi odaları ile ticaret borsaları ve deniz ticaret odaları başta olmak üzere yöresel ürünler üreten, aracı olan tüm kurum ve kuruluşların katılımı bekleniyor.<br />
<br />
Ülkemizde sınai mülkiyet hakları konusunda tescil yetkisine sahip tek yetkili kurum olma konumundaki Türk Patent Enstitüsü, belirli bir bölgeden kaynaklanan bir ürünün sadece o bölgede bulunabilecek karakteristik özellikler taşıdığını ifade eden ad ve işaretleri coğrafi işaret tescili ile koruma altına alıyor. Tescil ile elde edilen coğrafi işaret korumasının amacını ise belirli bir coğrafyadan kaynaklanarak belirgin nitelikleriyle ün kazanmış ürünlerin “gerçek üreticileri” adına kayıt altına alınması oluşturuyor. Böylelikle bölgesel ya da ulusal kalkınmanın desteklenmesi, ürünlerin niteliklerini kaybetmeden sürdürülebilirliğinin sağlanması, ürünlerin tanıtımının yapılması, ürünün beraberinde getirdiği ünden üreticilerinin ekonomik anlamda faydalanması, tüketici bazında beklenen ve istenen kalitenin garanti edilmesi hedefleniyor. <br />
<br />
Türk Patent Enstitüsü, yöresel ürünlere ve sınai mülkiyet haklarından biri olan coğrafi işaret tesciline dikkat çekmesi, bu konuda toplumdaki bilgi ve bilinç düzeyinin artmasına katkı sağlaması açısından yararlı olacağını düşündüğü YÖREX Antalya 2010 Birinci Yöresel Ürünler Fuarı’na destek veriyor. Çok sayıda yöresel ürün üreticisinin bir araya geldiği YÖREX Fuarı’nı, coğrafi işaret tescili ya da menşe adı koruması almak isteyen üreticilerle buluşmak ve uzmanları vasıtasıyla bilgilendirmek için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Türk Patent Enstitüsü, uzmanlarıyla birlikte katılacağı YÖREX Fuarı’nda katılımcı firmalara rehberlik edecek; coğrafi işaret tescili ve menşe adı koruması konularında seminerler düzenleyecek ve ilgilenenlere danışmanlık hizmeti sunacak. Üreticiler fuar süresince Türk Patent Enstitüsü standına uğrayarak merak ettikleri her konuda bilgi alabilecekler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kopan Bir Düğme Sonucu Ceketten Sarkan İplikten Ampule !?]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-kopan-bir-dugme-sonucu-ceketten-sarkan-iplikten-ampule--86</link>
			<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 10:18:53 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-kopan-bir-dugme-sonucu-ceketten-sarkan-iplikten-ampule--86</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">KOPAN BİR DÜĞME SONUCU CEKETTEN SARKAN İPLİKTEN AMPULE !?</span></span></span><br />
<br />
<br />
Edison bir dinleme gezisi sırasında metal fabrikatörü ve Amerika dinamo makinesinin imalatçısı Willam Wallaceın yaptığı yeni elektrik lambasını gözden geçirmeye davet edildi. Edison tahta çerçeveyle hareket eden iki koldan ibaret basit cihazın karşısına grafit plaka iliştirilmişti. Her iki plakayı birleştiren elektrik akımı ve mavi ışık yayı gibi görünüyordu.Gözleri kamaştıran bu alev, grafit plakaları çabucak eritiveriyordu.<br />
<br />
<br />
Edison bu sahneyi konuşmadan seyrediyordu. Elektrik ışığı! Cidden büyük fikirdi bu! İnsanlık öteden beri geceyi gündüze çevirmeye uğraşmış; bunun için mum, yağ ve nihayet 19. yüzyılın başından beri hava gazı kullanmıştı. Madem ki bilim insanlığa elektriği hediye etmişti. Elektriğin ideal bir enerji kaynağı olduğu meydandaydı. Fakat Wallecein metodu Edisona doğru bir yol görünmüyordu. Yanındakilere döndü ve Zannedersem ben daha iyisini yaparım dedi.<br />
<br />
<br />
Edison'un 40-50 iş arkadaşıyla işe koyulma tarzı, bilim araştırmaları tarihinde eşsizdir. Ara vermeden çalışıyorlardı. Atölyede yapılan ufak cam ampullerin içerisindeki hava, elektrik akımının kızgın hale getireceği maddenin yanmasına engel olmak için boşaltıyordu. Fakat esas mesele bu maddenin ne olacağı konusundaydı. Kimi maddeler çok az dayanabiliyor, kimileri çok pahalıya mal oluyordu. Halbuki Edison öylesine ucuz bir lamba yapmak istiyordu ki, herkes alıp evine takabilsin.Kömürleştirme işleminden geçmiş mukavva, hindistan cevizi kabuğu, mantar, hatta laboratuarı gezmeye gelen bir misafirin kızıl sakalından bir iki tel bile denendi.<br />
<br />
<br />
Durmadan çalışmak yüzünden Edisonun gözleri yanıyor, dayanılmaz sancılar veriyordu. Ama o bunları kimseye söylemiyor, sadece hatıra defterine kaydediyordu.<br />
<br />
<br />
Peşpeşe deneylerin sürdüğü bir gün asistanı Artık bu işten vazgeçsek! deyiverdi.<br />
Niçin?<br />
Çünkü şu ana kadar iki bin deney yaptık ve hiçbir sonuç alamadık!<br />
Edison hemen itiraz etti:<br />
Bu doğru değil... Evet, amacımıza ulaşamadık; ama, hiçbir netice elde edemediğimiz doğru değildir. Çünkü aradığımız şeyin yaptığımız şeyin yaptığımız bu iki bin deney içinde bulunmadığını öğrenmiş bulunuyoruz.<br />
<br />
<br />
1879 Kasımında Edison, bir gece, yazı masasının başına oturmuş, sönük bir puroyu emerek ne yapacağını düşünüyordu. Dalgın dalgın ceketinin düğmelerinden birini çevirirken düğme koptu. Üstünden bir iplik parçası sarkıyordu. Birden yerinden fırladı, laboratuara geçti ve teknisyenlerine iplik parçasını gösterdi. Böylesini acaba ceyran nakledici olarak kullandık mı hiç? Demek kullanmadık! Öyleyse gidin bir yumak ip alın, ufak parçalar halinde kesin, kömürleştirin ve lambalarınızı takın.<br />
<br />
<br />
Asistanları sonuç ummamakla beraber hemen dediğini yaptılar. Edisonun bu fikri, bu sahadaki çalışmalarından vazgeçmeden önce başvurulacak son çare olarak görülüyordu.<br />
<br />
<br />
Kömürleştirilen iplikler her seferinde kırılmasına rağmen bu hassas ipliklerden biri kırılmadan lambaların birine takılabildi. Lambanın havası hemen boşaltıldı. Lambaya elektrik verildiğinde iplik kızdı ve tatlı sarı bir ışık meydana geldi. Edison ve arkadaşları ışığı meydana geldi. Edison ve arkadaşları ışığa büyülenmiş gibi bakıyorlar. Acaba ne kadar sürecekti? Ampul saatlerce sönmedi. Süren çalışmalar sonunda  elektrik santrali yapmak, 900 binada elektrik şebekesi kurmak, binlerce sayaç yerleştirmek, duylarıyla beraber 14.000 ampul yapmak gerekti.<br />
<br />
<br />
4 eylül 1882de meşhur mucidin bir işareti üzerine akım verildiği zaman, bütün mahallenin yüzlerce binasında binlerce elektrik hallenin yüzlerce binasında binlerce  elektrik ampulü yandı ve etrafa parlak, tatlı ışıklar saçılmaya başladı.<br />
<br />
<br />
Edison devrinin en büyük meraklısı ilan edildi. Herkes sadece lambaları değil,onu da görebilmek için akın etti. Edisonu tanımayan kimse kalmadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">KOPAN BİR DÜĞME SONUCU CEKETTEN SARKAN İPLİKTEN AMPULE !?</span></span></span><br />
<br />
<br />
Edison bir dinleme gezisi sırasında metal fabrikatörü ve Amerika dinamo makinesinin imalatçısı Willam Wallaceın yaptığı yeni elektrik lambasını gözden geçirmeye davet edildi. Edison tahta çerçeveyle hareket eden iki koldan ibaret basit cihazın karşısına grafit plaka iliştirilmişti. Her iki plakayı birleştiren elektrik akımı ve mavi ışık yayı gibi görünüyordu.Gözleri kamaştıran bu alev, grafit plakaları çabucak eritiveriyordu.<br />
<br />
<br />
Edison bu sahneyi konuşmadan seyrediyordu. Elektrik ışığı! Cidden büyük fikirdi bu! İnsanlık öteden beri geceyi gündüze çevirmeye uğraşmış; bunun için mum, yağ ve nihayet 19. yüzyılın başından beri hava gazı kullanmıştı. Madem ki bilim insanlığa elektriği hediye etmişti. Elektriğin ideal bir enerji kaynağı olduğu meydandaydı. Fakat Wallecein metodu Edisona doğru bir yol görünmüyordu. Yanındakilere döndü ve Zannedersem ben daha iyisini yaparım dedi.<br />
<br />
<br />
Edison'un 40-50 iş arkadaşıyla işe koyulma tarzı, bilim araştırmaları tarihinde eşsizdir. Ara vermeden çalışıyorlardı. Atölyede yapılan ufak cam ampullerin içerisindeki hava, elektrik akımının kızgın hale getireceği maddenin yanmasına engel olmak için boşaltıyordu. Fakat esas mesele bu maddenin ne olacağı konusundaydı. Kimi maddeler çok az dayanabiliyor, kimileri çok pahalıya mal oluyordu. Halbuki Edison öylesine ucuz bir lamba yapmak istiyordu ki, herkes alıp evine takabilsin.Kömürleştirme işleminden geçmiş mukavva, hindistan cevizi kabuğu, mantar, hatta laboratuarı gezmeye gelen bir misafirin kızıl sakalından bir iki tel bile denendi.<br />
<br />
<br />
Durmadan çalışmak yüzünden Edisonun gözleri yanıyor, dayanılmaz sancılar veriyordu. Ama o bunları kimseye söylemiyor, sadece hatıra defterine kaydediyordu.<br />
<br />
<br />
Peşpeşe deneylerin sürdüğü bir gün asistanı Artık bu işten vazgeçsek! deyiverdi.<br />
Niçin?<br />
Çünkü şu ana kadar iki bin deney yaptık ve hiçbir sonuç alamadık!<br />
Edison hemen itiraz etti:<br />
Bu doğru değil... Evet, amacımıza ulaşamadık; ama, hiçbir netice elde edemediğimiz doğru değildir. Çünkü aradığımız şeyin yaptığımız şeyin yaptığımız bu iki bin deney içinde bulunmadığını öğrenmiş bulunuyoruz.<br />
<br />
<br />
1879 Kasımında Edison, bir gece, yazı masasının başına oturmuş, sönük bir puroyu emerek ne yapacağını düşünüyordu. Dalgın dalgın ceketinin düğmelerinden birini çevirirken düğme koptu. Üstünden bir iplik parçası sarkıyordu. Birden yerinden fırladı, laboratuara geçti ve teknisyenlerine iplik parçasını gösterdi. Böylesini acaba ceyran nakledici olarak kullandık mı hiç? Demek kullanmadık! Öyleyse gidin bir yumak ip alın, ufak parçalar halinde kesin, kömürleştirin ve lambalarınızı takın.<br />
<br />
<br />
Asistanları sonuç ummamakla beraber hemen dediğini yaptılar. Edisonun bu fikri, bu sahadaki çalışmalarından vazgeçmeden önce başvurulacak son çare olarak görülüyordu.<br />
<br />
<br />
Kömürleştirilen iplikler her seferinde kırılmasına rağmen bu hassas ipliklerden biri kırılmadan lambaların birine takılabildi. Lambanın havası hemen boşaltıldı. Lambaya elektrik verildiğinde iplik kızdı ve tatlı sarı bir ışık meydana geldi. Edison ve arkadaşları ışığı meydana geldi. Edison ve arkadaşları ışığa büyülenmiş gibi bakıyorlar. Acaba ne kadar sürecekti? Ampul saatlerce sönmedi. Süren çalışmalar sonunda  elektrik santrali yapmak, 900 binada elektrik şebekesi kurmak, binlerce sayaç yerleştirmek, duylarıyla beraber 14.000 ampul yapmak gerekti.<br />
<br />
<br />
4 eylül 1882de meşhur mucidin bir işareti üzerine akım verildiği zaman, bütün mahallenin yüzlerce binasında binlerce elektrik hallenin yüzlerce binasında binlerce  elektrik ampulü yandı ve etrafa parlak, tatlı ışıklar saçılmaya başladı.<br />
<br />
<br />
Edison devrinin en büyük meraklısı ilan edildi. Herkes sadece lambaları değil,onu da görebilmek için akın etti. Edisonu tanımayan kimse kalmadı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dut Ağacı Kabuğundan ve Bal Arısı Kovanından Kağıda !?]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-dut-agaci-kabugundan-ve-bal-arisi-kovanindan-kagida--85</link>
			<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 10:15:06 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-dut-agaci-kabugundan-ve-bal-arisi-kovanindan-kagida--85</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">DUT AĞACI KABUĞUNDAN ve BAL ARISI KOVANINDAN KAĞIDA !?</span></span></span><br />
<br />
Kleopatra, Konfiçyüs, Einstein, Edison, Ts'ai Lun. Bütün bu kişilerin içinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdir dersek, herhalde Ts'ai Lun demezsiniz. Ama O'dur. Ts'ai Lun, günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Çin'de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılında bugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş paçavralarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşin altında ipe astı. <br />
<br />
<br />
Aslında insanlar, MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecek çeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı, sonraki devirlerde Çinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. Şaşırtıcıdır ki, Orta Asya'ya 751, Bağdat'a ise 793 yılında ulaşan Ts'ai Lun'un kağıt yapma metodu, Avrupa'ya 1000 yılda gelemedi. Avrupa'da ilk kağıt ancak 1151 yılında İspanya'da yapılabildi. <br />
<br />
<br />
Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçe büyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıt imalatı çok zaman alıyordu ve dünyanın bir çözüme ihtiyacı vardı. <br />
<br />
<br />
Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransız bilimci Rene-Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasında yürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerinde olmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttan yapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasıl yapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırma tanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyi biliyorlardı ? <br />
<br />
<br />
Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yaban arıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarına alıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar ve kovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirim sistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız Kraliyet Akademisi'ne sundu. <br />
<br />
<br />
İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışın dönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, her dönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine çok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından icat edildi. <br />
<br />
<br />
Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yapılabilmektedir ama işlemin aslı esas olarak değişmemiştir. Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanın hazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak ise de özellik taşıyan kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler de kullanılmaktadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">DUT AĞACI KABUĞUNDAN ve BAL ARISI KOVANINDAN KAĞIDA !?</span></span></span><br />
<br />
Kleopatra, Konfiçyüs, Einstein, Edison, Ts'ai Lun. Bütün bu kişilerin içinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdir dersek, herhalde Ts'ai Lun demezsiniz. Ama O'dur. Ts'ai Lun, günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce Çin'de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılında bugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevir ve kumaş paçavralarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi, presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşin altında ipe astı. <br />
<br />
<br />
Aslında insanlar, MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecek çeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı, sonraki devirlerde Çinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. Şaşırtıcıdır ki, Orta Asya'ya 751, Bağdat'a ise 793 yılında ulaşan Ts'ai Lun'un kağıt yapma metodu, Avrupa'ya 1000 yılda gelemedi. Avrupa'da ilk kağıt ancak 1151 yılında İspanya'da yapılabildi. <br />
<br />
<br />
Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçe büyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıt imalatı çok zaman alıyordu ve dünyanın bir çözüme ihtiyacı vardı. <br />
<br />
<br />
Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransız bilimci Rene-Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasında yürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerinde olmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttan yapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasıl yapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırma tanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyi biliyorlardı ? <br />
<br />
<br />
Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yaban arıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarına alıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar ve kovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirim sistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız Kraliyet Akademisi'ne sundu. <br />
<br />
<br />
İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışın dönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, her dönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makine çok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından icat edildi. <br />
<br />
<br />
Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarak yapılabilmektedir ama işlemin aslı esas olarak değişmemiştir. Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanın hazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlar belirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak ise de özellik taşıyan kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler de kullanılmaktadır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mimar Sinan'a Dair Bir Söylence !...]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-mimar-sinan-a-dair-bir-soylence--84</link>
			<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 10:12:11 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-mimar-sinan-a-dair-bir-soylence--84</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">MİMAR SİNAN'A DAİR BİR SÖYLENCE !...</span></span></span><br />
<br />
Birkaç yıl önce, Süleymaniye Camii'sinin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı anlaşılmış. Eğer çözüm bulunamazsa, koca cami kısa bir zaman içinde yıkılacakmış. Caminin tüm taşıyıcı yükü kemerlerindeymiş. Bu kemerlerin ortalarında bulunan kilit taşları zamanla aşınmış. Ama elde yazılı bir proje olmadığı için nasıl değiştirileceği bilinmiyormuş. <br />
<br />
<br />
Hemen Türkiye'nin en yetkin mühendis ve mimarlarından oluşan bir heyet oluşturulmuş. Ortaya bir sürü fikir atılmış. Her kafadan bir ses çıkmış ama sonuç alınamamış. Tartışmalar sürerken caminin içinde büyük bir karmaşa sürüyormuş. Ülkenin çeşitli bilim kuruluşlarından bir sürü mimar, mühendis kemerleri inceliyormuş. Bu adamlardan biri ortalarda dolanırken, kazara, gizli bir bölme bulmuş. Bölmede, üzerinde eski yazı olan bir not varmış. Uzmanlara inceletilen kağıdın orijinal olduğu belgelenmiş.<br />
<br />
<br />
Bu kağıt parçası bizzat Mimar Sinan'ın imzasını taşıyan bir mektupmuş. Mektupta yazılanlar tercüme ettirilince ortaya şöyle bir metin çıkmış. "Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştirileceğini bilmiyorsunuz." Koca Sinan, kademe kademe, kilit taşının nasıl değiştirileceğini anlatıyormuş. Heyet Sinan'ın söylediklerini aynen yapmış. Süleymaniye camisi böylelikle kurtarılmış. Bu mektup şu an Topkapı Sarayı'nda saklanıyormuş.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">MİMAR SİNAN'A DAİR BİR SÖYLENCE !...</span></span></span><br />
<br />
Birkaç yıl önce, Süleymaniye Camii'sinin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı anlaşılmış. Eğer çözüm bulunamazsa, koca cami kısa bir zaman içinde yıkılacakmış. Caminin tüm taşıyıcı yükü kemerlerindeymiş. Bu kemerlerin ortalarında bulunan kilit taşları zamanla aşınmış. Ama elde yazılı bir proje olmadığı için nasıl değiştirileceği bilinmiyormuş. <br />
<br />
<br />
Hemen Türkiye'nin en yetkin mühendis ve mimarlarından oluşan bir heyet oluşturulmuş. Ortaya bir sürü fikir atılmış. Her kafadan bir ses çıkmış ama sonuç alınamamış. Tartışmalar sürerken caminin içinde büyük bir karmaşa sürüyormuş. Ülkenin çeşitli bilim kuruluşlarından bir sürü mimar, mühendis kemerleri inceliyormuş. Bu adamlardan biri ortalarda dolanırken, kazara, gizli bir bölme bulmuş. Bölmede, üzerinde eski yazı olan bir not varmış. Uzmanlara inceletilen kağıdın orijinal olduğu belgelenmiş.<br />
<br />
<br />
Bu kağıt parçası bizzat Mimar Sinan'ın imzasını taşıyan bir mektupmuş. Mektupta yazılanlar tercüme ettirilince ortaya şöyle bir metin çıkmış. "Bu notu bulduğunuza göre kemerlerden birinin kilit taşı aşındı ve nasıl değiştirileceğini bilmiyorsunuz." Koca Sinan, kademe kademe, kilit taşının nasıl değiştirileceğini anlatıyormuş. Heyet Sinan'ın söylediklerini aynen yapmış. Süleymaniye camisi böylelikle kurtarılmış. Bu mektup şu an Topkapı Sarayı'nda saklanıyormuş.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bilim Adamlarına Göre Newton ve Einstein !?]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-bilim-adamlarina-gore-newton-ve-einstein--83</link>
			<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 10:11:35 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-bilim-adamlarina-gore-newton-ve-einstein--83</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">BİLİM ADAMLARINA GÖRE NEWTON ve EINSTEIN !?</span></span></span><br />
<br />
Bilim adamları, 1642-1727 yıllarında yaşayan yerçekimi yasasının mucidi İsaac Newton'ın insanlığı boş inanç ve batıl itikatlardan kurtardığını ve modern bilime geçilmesini sağladığını savundular. İngiltere'de yapılan bir araştırmaya katılanların çoğunluğu, 17. yüzyılın İngiliz fizikçisi İsaac Newton'ın insanlık ve bilim için, Alman Albert Einstein'dan daha önemli olduğu görüşünü ileri sürdü. İngiliz Bilimler Akademisi'nce yapılan ve 345 İngiliz bilim adamı ile 1300'den fazla vatandaşın katıldığı sondajda, katılımcılardan, Einstein veya Newton'dan hangisinin bilim ve insanlığa daha çok katkı yaptıkları yaşadıkları dönem de gözönüne alınarak yanıtlamaları istendi. Bilim adamlarının tamamı, 1642-1727 yıllarında yaşayan yerçekimi yasasının mucidi İsaac Newton'ın insanlığı boş inanç ve batıl itikatlardan kurtardığını, ayrıca dogmalardan modern bilime geçmesini sağladığını savundular. Yahudi kökenli Alman Albert Einstein'ı savunanlar ise 1879-1955 yıllarında yaşayan bilim adamının görelilik teorisinin, evrenin oluşumu, karadelikler ve paralel evrenler konusundaki teorilere yol açtığını belirttiler. Einstein, matematik planda, atomların varlığını ve ışığın foton adı verilen partiküllerden oluştuğunu ispatlayarak, nükleer ve güneş enerjisinden faydalanmaya ve geliştirmeye olanak sağlamıştı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">BİLİM ADAMLARINA GÖRE NEWTON ve EINSTEIN !?</span></span></span><br />
<br />
Bilim adamları, 1642-1727 yıllarında yaşayan yerçekimi yasasının mucidi İsaac Newton'ın insanlığı boş inanç ve batıl itikatlardan kurtardığını ve modern bilime geçilmesini sağladığını savundular. İngiltere'de yapılan bir araştırmaya katılanların çoğunluğu, 17. yüzyılın İngiliz fizikçisi İsaac Newton'ın insanlık ve bilim için, Alman Albert Einstein'dan daha önemli olduğu görüşünü ileri sürdü. İngiliz Bilimler Akademisi'nce yapılan ve 345 İngiliz bilim adamı ile 1300'den fazla vatandaşın katıldığı sondajda, katılımcılardan, Einstein veya Newton'dan hangisinin bilim ve insanlığa daha çok katkı yaptıkları yaşadıkları dönem de gözönüne alınarak yanıtlamaları istendi. Bilim adamlarının tamamı, 1642-1727 yıllarında yaşayan yerçekimi yasasının mucidi İsaac Newton'ın insanlığı boş inanç ve batıl itikatlardan kurtardığını, ayrıca dogmalardan modern bilime geçmesini sağladığını savundular. Yahudi kökenli Alman Albert Einstein'ı savunanlar ise 1879-1955 yıllarında yaşayan bilim adamının görelilik teorisinin, evrenin oluşumu, karadelikler ve paralel evrenler konusundaki teorilere yol açtığını belirttiler. Einstein, matematik planda, atomların varlığını ve ışığın foton adı verilen partiküllerden oluştuğunu ispatlayarak, nükleer ve güneş enerjisinden faydalanmaya ve geliştirmeye olanak sağlamıştı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hezarfen Ahmet Çelebi (1623-1640)]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-hezarfen-ahmet-celebi-1623-1640--82</link>
			<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 10:06:56 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-hezarfen-ahmet-celebi-1623-1640--82</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">HEZARFEN AHMET ÇELEBİ (1623-1640)</span></span></span><br />
<br />
<br />
XVII. yüzyılda yaşamış Hezarfen Ahmet Çelebi, 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Murat IV. zamanında uçma tasarısını gerçekleştirmiştir. Geniş bilgisinden dolayı halk arasında <span style="font-weight: bold;">"binfenli"</span> anlamına gelen <span style="font-weight: bold;">"Hezarfen"</span> lakabıyla anılmıştır. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">"İlk uçan adam"</span> Hezarfen Ahmet Çelebi, çağından yüzyıllarca önce aynı düşünceyi gerçekleştirmeye çalışmış İmam Cevheri adlı bir başka Türk bilginini örnek alarak, bugünkü hava taşıtlarının ilkel şeklini gerçekleştirmiştir. <br />
<br />
<br />
Hezarfen Ahmet Çelebi, Cevheri'nin başarısızlıkla sonuçlanan deneyi üzerinde uzun süre düşünmüş, özellikle hava akımları ve kuşların uçuşunu inceleyerek kendi çalışmalarını onun bıraktığı yerden alıp geliştirmiştir.<br />
<br />
<br />
Lodos bir havada Galata Kulesi'nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakan ve uçarak Usküdar'da Doğancılar'a inen Hezarfen Ahmed Çelebi, Türk havacılık tarihinin en kayda değer simalarından birisidir. Bu uçuş hakkındaki belgeler maalesef şimdiye kadar sadece Evliya Çelebi'nin büyük Seyahatname'sindeki ifadesinden ibarettir.<br />
<br />
<br />
Tarihi uçuştan önce kanatlarının dayanıklılık derecesini saptamak üzere Okmeydanı'nda deneyler yapmış ve bir sabah kıyılarda biriken İstanbul halkının gözleri önünde, Galata kulesinden kendisini boşluğa bırakmış, rüzgardan faydalanarak yani uçarak Boğazı aşmış ve Üsküdar semtinde Doğancılar Meydanı'na inmiştir. <br />
<br />
<br />
Sarayburnu'nda Sinanpaşa köşkünde bu durumu seyreden ve deneyin başarıyla sonuçlandığını gören Murat IV., Ahmet Çelebi'yle önce yakından ilgilenip, hatta Evliya Çelebi'ye göre "bir kese de altınla" sevindirdikten sonra, "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil" diyerek, bu derece bilgili ve becerikli bir adamı Cezayir'e sürgün etmiştir. Hezarfen Ahmet Çelebi Cezayir'de ölmüştür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">HEZARFEN AHMET ÇELEBİ (1623-1640)</span></span></span><br />
<br />
<br />
XVII. yüzyılda yaşamış Hezarfen Ahmet Çelebi, 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Murat IV. zamanında uçma tasarısını gerçekleştirmiştir. Geniş bilgisinden dolayı halk arasında <span style="font-weight: bold;">"binfenli"</span> anlamına gelen <span style="font-weight: bold;">"Hezarfen"</span> lakabıyla anılmıştır. <br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">"İlk uçan adam"</span> Hezarfen Ahmet Çelebi, çağından yüzyıllarca önce aynı düşünceyi gerçekleştirmeye çalışmış İmam Cevheri adlı bir başka Türk bilginini örnek alarak, bugünkü hava taşıtlarının ilkel şeklini gerçekleştirmiştir. <br />
<br />
<br />
Hezarfen Ahmet Çelebi, Cevheri'nin başarısızlıkla sonuçlanan deneyi üzerinde uzun süre düşünmüş, özellikle hava akımları ve kuşların uçuşunu inceleyerek kendi çalışmalarını onun bıraktığı yerden alıp geliştirmiştir.<br />
<br />
<br />
Lodos bir havada Galata Kulesi'nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakan ve uçarak Usküdar'da Doğancılar'a inen Hezarfen Ahmed Çelebi, Türk havacılık tarihinin en kayda değer simalarından birisidir. Bu uçuş hakkındaki belgeler maalesef şimdiye kadar sadece Evliya Çelebi'nin büyük Seyahatname'sindeki ifadesinden ibarettir.<br />
<br />
<br />
Tarihi uçuştan önce kanatlarının dayanıklılık derecesini saptamak üzere Okmeydanı'nda deneyler yapmış ve bir sabah kıyılarda biriken İstanbul halkının gözleri önünde, Galata kulesinden kendisini boşluğa bırakmış, rüzgardan faydalanarak yani uçarak Boğazı aşmış ve Üsküdar semtinde Doğancılar Meydanı'na inmiştir. <br />
<br />
<br />
Sarayburnu'nda Sinanpaşa köşkünde bu durumu seyreden ve deneyin başarıyla sonuçlandığını gören Murat IV., Ahmet Çelebi'yle önce yakından ilgilenip, hatta Evliya Çelebi'ye göre "bir kese de altınla" sevindirdikten sonra, "Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil" diyerek, bu derece bilgili ve becerikli bir adamı Cezayir'e sürgün etmiştir. Hezarfen Ahmet Çelebi Cezayir'de ölmüştür.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Thomas Alva Edison Kimdir? (1847-1931)]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-thomas-alva-edison-kimdir-1847-1931--81</link>
			<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 10:02:25 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-thomas-alva-edison-kimdir-1847-1931--81</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #FF0000;">THOMAS ALVA EDISON KİMDİR? (1847-1931)</span></span></span><br />
<br />
Bini aşkın buluş yapan, bu arada elektrik ampulünü fonografi ve film gösterme makinelerini geliştiren Amerikalı mucittir. 7 yaşındayken ailesi ile birlikte Michigan'daki Port Huron'a yerleşen Edison, ilk öğretimine burada başladıysa da yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel öğretmenlerle eğitildi. <br />
<br />
Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi ve bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeyi yönelik araştırmalara ilgi duydu; bir süre sonra kendi başına bir telgraf aygıtı yaptı ve Mors alfabesini öğrendi. <br />
<br />
O günlerde geçirdiği bir hastalık nedeniyle kulakları ağır işitmeye başladı. 1878'de William Wallace'ın yaptığı 500 mum gücündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yötemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company'yi kurdu. <br />
<br />
Oksijenle yanan elektrik arkı yerine, havası boşaltılmış bir ortamda ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu. Bu amaçla, 14 ay boyunca filaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraştı .Sonunda 21 Ekim 1879'da, özel, yüksek gerilimli elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan, karbon filamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. <br />
<br />
Sonraki yıllarında Edison, burada laboratuvarının 10 katı kadar bir laboratuvar açtı. İki kez evlenen Edison'un 6 çocuğu oldu. Yaşamının sonuna kadar yeni buluşlar yapmaya devam etti. Geriye çığır açıcı buluşlarını yanı sıra, gözlemleriyle dolu 3.400 not defteri bıraktı. <br />
<br />
Edison cok fakir bir ailenin cocuguydu. Okulunda basarisi yoktu. Bu okuldan atilmasina neden oldu. Sonra icini bir hirs burudu. Copluklerden buldugu dergilerden ve gazetelerle kendini gelistirdi. Ve sonunda en onemli bulusu olan Ampulu buldu. EDISON'un 100'un uzerinde onemli buluslari vardir... (Dogum tarihi:1841, olum tarihi: 1931)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #FF0000;">THOMAS ALVA EDISON KİMDİR? (1847-1931)</span></span></span><br />
<br />
Bini aşkın buluş yapan, bu arada elektrik ampulünü fonografi ve film gösterme makinelerini geliştiren Amerikalı mucittir. 7 yaşındayken ailesi ile birlikte Michigan'daki Port Huron'a yerleşen Edison, ilk öğretimine burada başladıysa da yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel öğretmenlerle eğitildi. <br />
<br />
Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi ve bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeyi yönelik araştırmalara ilgi duydu; bir süre sonra kendi başına bir telgraf aygıtı yaptı ve Mors alfabesini öğrendi. <br />
<br />
O günlerde geçirdiği bir hastalık nedeniyle kulakları ağır işitmeye başladı. 1878'de William Wallace'ın yaptığı 500 mum gücündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yötemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company'yi kurdu. <br />
<br />
Oksijenle yanan elektrik arkı yerine, havası boşaltılmış bir ortamda ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu. Bu amaçla, 14 ay boyunca filaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraştı .Sonunda 21 Ekim 1879'da, özel, yüksek gerilimli elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan, karbon filamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. <br />
<br />
Sonraki yıllarında Edison, burada laboratuvarının 10 katı kadar bir laboratuvar açtı. İki kez evlenen Edison'un 6 çocuğu oldu. Yaşamının sonuna kadar yeni buluşlar yapmaya devam etti. Geriye çığır açıcı buluşlarını yanı sıra, gözlemleriyle dolu 3.400 not defteri bıraktı. <br />
<br />
Edison cok fakir bir ailenin cocuguydu. Okulunda basarisi yoktu. Bu okuldan atilmasina neden oldu. Sonra icini bir hirs burudu. Copluklerden buldugu dergilerden ve gazetelerle kendini gelistirdi. Ve sonunda en onemli bulusu olan Ampulu buldu. EDISON'un 100'un uzerinde onemli buluslari vardir... (Dogum tarihi:1841, olum tarihi: 1931)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mahmut Gazi Yaşargil (1925 - )]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-mahmut-gazi-yasargil-1925--80</link>
			<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 10:00:33 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-mahmut-gazi-yasargil-1925--80</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #FF0000;">MAHMUT GAZİ YAŞARGİL (1925 - )</span></span></span><br />
<br />
Mahmut Gazi Yaşargil, dünyaca ünlü Türk tıp doktoru, nöroşirüji uzmanı. Mikro cerrahinin nöroşirüji alanında kullanılabilirliğini keşfetti. Epilepsi ve beyin tümörlerinin tedavisi için yeni yöntemler buldu. Nöroşirüji alanında yüzyılın en büyük gelişmelerine imzasını attı. 6 Temmuz 1925te, Diyarbakırın Lice ilçesinde dünyaya geldi. Lise eğitimini Ankara Atatürk Lisesinde tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesine girdi. 1944 yılında Almanyaya giderek Friedrich Schiller Üniversitesinde çalışmalarını sürdürdü. İkinci Dünya Savaşının etkileri yüzünden 1945 yılında buradan ayrılarak İsviçredeki Basel Üniversitesine girdi. 1950 yılında bu üniversitede doktora eğitimini tamamladı. Bir süre Bern Üniversitesinin psikiyatri bölümünde görev aldıktan sonra nöroşirüji alanına yöneldi. Beyin anatomisi ve genel cerrahi alanında çalışmalar sürdüren Yaşargil, 1953 yılında Basel Üniversitesinin nöroşirüji bölümünde görev almaya başladı. 1957 ve 1965 yılları arasında Zürihteki üniversite hastanesinde çalışmalarını sürdürdü. 1965 yılında yardımcı profesör olan Yaşargil, 1965 ve 1967 yılları arasında, Amerika Birleşik Devletlerinin Burlington kentindeki Vermont Üniversitesinin Nöroşirüji Bölümünde, Profesör Peardon Donaghy ile birlikte mikrovasküler cerrahi alanında çalışmalar yürüttü. Buradaki çalışmalarını tamamlayan Yaşargil, Zürihe döndü ve 30 Ekim 1967 tarihinde, cerrahi mikroskop kullanarak ilk beyin bypass ameliyatını gerçekleştirdi. Bu başarısı ile nöroşirüji dünyasında kendinden bahsettirmeye başlayan Yaşargil, cerrahi alanında kullanılan ekipmanları yetersiz bularak, bu alanda yeni arayışlar içine girdi. Bu yönde yaptığı çalışmalar sonunda cerrahi alanına yüzer mikroskop ve anjiyografi gibi önemli katkılarda bulundu. Beyin ameliyatlarında kullandığı mikroskop, anverizmaların giderilmesinde çok önemli bir rol alarak bu alanda çığır açtı. 1973 yılında profesörlük ünvanını kazandı ve Zürih Üniversitesi Nöroşirüji Bölümünün bölüm başkanlığına getirildi. Harvey Cushing ile beraber 21. Yüzyılıın en önemli nöroşirüji uzmanı olarak nitelenen Yaşargil, kendisinden sonra gelen üç nesile bu alanla ilgili çok önemli bilgiler aktardı. Görev aldığı üniversitelerde dünyanın çeşitli yerlerinden gelen üç binden fazla öğrenciye bilgi ve tecrübelerini, nasıl uygulanması gerektiğini göstererek anlattı. 1973 yılından beri cerrahi operasyonlarda yanında bulunan hemşire Dianne Bader-Gibson ile evli olan Yaşargil, meslek yaşamını ABDde Arkansas Tıp Bilimleri Üniversitesinde sürdürmektedir. Amerikan Beyin Cerrahları Birliği tarafından yüzyılın adamı seçilen Yaşargil, birliğin saygın yayın organı olan Neurosurgery adlı derginin de kapağında yer almıştır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ünvanları</span><br />
<br />
<br />
Beyin ve Sinir Cerrahı, Profesor Doktor. Yüzyılın beyin cerrahı ünvanına sahiptir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Fahri Doktora</span><br />
<br />
<br />
1990 İbni Sina Hastanesi Ankara, Türkiye 1991 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İstanbul, Türkiye 1999 University of Lima, Peru 2000 Hacettepe Üniversitesi Ankara, Türkiye 2001 Capital University of Medical Sciences Beijing and Xian, Çin 2002 Friedrich-Schiller University of Jena, Almanya Fahri Üyelik<br />
<br />
<br />
1976 Academia Brasileira de Neurocirurgia, Brezilya 1977 Society of Neurological Surgeons, ABD 1979 American Heart Association, Dallas, Teksas, ABD (Honorary Fellow) 1981 Canadian Neurosurgical Society, Kanada 1986 Congress of Neurological Surgeons 1987 Japan Neurosurgical Society, Japonya 1989 American Association of Neurological Surgeons, Harvey Cushing Society, ABD 1989 Swiss Society of Neuroradiology, İsviçre 1990 Royal Society of Medicine, London, Section of Neurology 1990 Türk Nöroşirüji Derneği 1990 International Skull Base Society 1993 Swiss Neurosurgical Society 1994 Argentine Neurosurgical Society 1998 American Society of Neuroradiology 1998 Türkiye Bilimler Akademisi 1999 Peruvian Neurosurgical Society 2000 Italian Neurosurgical Society 2003 Mexican Society of Neurological Surgery Ödülleri<br />
<br />
<br />
1957 Vogt-Award of the Swiss Ophthalmological Society 1968 Robert-Bing-Prize of Swiss Academy of Medical Sciences 1976 Marcel-Benoit-Prize of Swiss Federation 1980 Neurosurgeon of the Year 1981 Pioneer Microsurgeon Award of the International Microsurgical Society, Sidney, Astralia 1988 Medal of Honor of Universita di Napoli e della Compagna Naples, Italy 1992 Medical Award of the Republic of Turkey 1997 Gold Medal of the World Federation of Neurosurgical Societies 1998 Distinguished Faculty Scholar, University of Arkansas for Medical Sciences 1998 Honored as Neurosurgeon of the Century by the Brazilian Neurosurgical Society 1999 European Association of Neurological Surgeons Medal of Honor 1999 Honored as "Neurosurgerys Man of the Century 1950-1999" by the journal Nurosurgery at the Congress of Neurological Surgeons Annual Meeting 2000 Fedor Krause Medal, German Neurosurgical Society 2000 Honorary Fellowship of the American College of Surgeons 2000 Türkiye Cumhuriyeti Üstün Hizmet Madalyası 2000 Award of the Turkish Academy of Sciences 2002 International Francesco Durante Award, Italy 2002 Milli Egemenlik Onur Ödülü 2002 TBMM Onur Ödülü]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;"><span style="font-size: medium;"><span style="color: #FF0000;">MAHMUT GAZİ YAŞARGİL (1925 - )</span></span></span><br />
<br />
Mahmut Gazi Yaşargil, dünyaca ünlü Türk tıp doktoru, nöroşirüji uzmanı. Mikro cerrahinin nöroşirüji alanında kullanılabilirliğini keşfetti. Epilepsi ve beyin tümörlerinin tedavisi için yeni yöntemler buldu. Nöroşirüji alanında yüzyılın en büyük gelişmelerine imzasını attı. 6 Temmuz 1925te, Diyarbakırın Lice ilçesinde dünyaya geldi. Lise eğitimini Ankara Atatürk Lisesinde tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesine girdi. 1944 yılında Almanyaya giderek Friedrich Schiller Üniversitesinde çalışmalarını sürdürdü. İkinci Dünya Savaşının etkileri yüzünden 1945 yılında buradan ayrılarak İsviçredeki Basel Üniversitesine girdi. 1950 yılında bu üniversitede doktora eğitimini tamamladı. Bir süre Bern Üniversitesinin psikiyatri bölümünde görev aldıktan sonra nöroşirüji alanına yöneldi. Beyin anatomisi ve genel cerrahi alanında çalışmalar sürdüren Yaşargil, 1953 yılında Basel Üniversitesinin nöroşirüji bölümünde görev almaya başladı. 1957 ve 1965 yılları arasında Zürihteki üniversite hastanesinde çalışmalarını sürdürdü. 1965 yılında yardımcı profesör olan Yaşargil, 1965 ve 1967 yılları arasında, Amerika Birleşik Devletlerinin Burlington kentindeki Vermont Üniversitesinin Nöroşirüji Bölümünde, Profesör Peardon Donaghy ile birlikte mikrovasküler cerrahi alanında çalışmalar yürüttü. Buradaki çalışmalarını tamamlayan Yaşargil, Zürihe döndü ve 30 Ekim 1967 tarihinde, cerrahi mikroskop kullanarak ilk beyin bypass ameliyatını gerçekleştirdi. Bu başarısı ile nöroşirüji dünyasında kendinden bahsettirmeye başlayan Yaşargil, cerrahi alanında kullanılan ekipmanları yetersiz bularak, bu alanda yeni arayışlar içine girdi. Bu yönde yaptığı çalışmalar sonunda cerrahi alanına yüzer mikroskop ve anjiyografi gibi önemli katkılarda bulundu. Beyin ameliyatlarında kullandığı mikroskop, anverizmaların giderilmesinde çok önemli bir rol alarak bu alanda çığır açtı. 1973 yılında profesörlük ünvanını kazandı ve Zürih Üniversitesi Nöroşirüji Bölümünün bölüm başkanlığına getirildi. Harvey Cushing ile beraber 21. Yüzyılıın en önemli nöroşirüji uzmanı olarak nitelenen Yaşargil, kendisinden sonra gelen üç nesile bu alanla ilgili çok önemli bilgiler aktardı. Görev aldığı üniversitelerde dünyanın çeşitli yerlerinden gelen üç binden fazla öğrenciye bilgi ve tecrübelerini, nasıl uygulanması gerektiğini göstererek anlattı. 1973 yılından beri cerrahi operasyonlarda yanında bulunan hemşire Dianne Bader-Gibson ile evli olan Yaşargil, meslek yaşamını ABDde Arkansas Tıp Bilimleri Üniversitesinde sürdürmektedir. Amerikan Beyin Cerrahları Birliği tarafından yüzyılın adamı seçilen Yaşargil, birliğin saygın yayın organı olan Neurosurgery adlı derginin de kapağında yer almıştır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ünvanları</span><br />
<br />
<br />
Beyin ve Sinir Cerrahı, Profesor Doktor. Yüzyılın beyin cerrahı ünvanına sahiptir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Fahri Doktora</span><br />
<br />
<br />
1990 İbni Sina Hastanesi Ankara, Türkiye 1991 Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İstanbul, Türkiye 1999 University of Lima, Peru 2000 Hacettepe Üniversitesi Ankara, Türkiye 2001 Capital University of Medical Sciences Beijing and Xian, Çin 2002 Friedrich-Schiller University of Jena, Almanya Fahri Üyelik<br />
<br />
<br />
1976 Academia Brasileira de Neurocirurgia, Brezilya 1977 Society of Neurological Surgeons, ABD 1979 American Heart Association, Dallas, Teksas, ABD (Honorary Fellow) 1981 Canadian Neurosurgical Society, Kanada 1986 Congress of Neurological Surgeons 1987 Japan Neurosurgical Society, Japonya 1989 American Association of Neurological Surgeons, Harvey Cushing Society, ABD 1989 Swiss Society of Neuroradiology, İsviçre 1990 Royal Society of Medicine, London, Section of Neurology 1990 Türk Nöroşirüji Derneği 1990 International Skull Base Society 1993 Swiss Neurosurgical Society 1994 Argentine Neurosurgical Society 1998 American Society of Neuroradiology 1998 Türkiye Bilimler Akademisi 1999 Peruvian Neurosurgical Society 2000 Italian Neurosurgical Society 2003 Mexican Society of Neurological Surgery Ödülleri<br />
<br />
<br />
1957 Vogt-Award of the Swiss Ophthalmological Society 1968 Robert-Bing-Prize of Swiss Academy of Medical Sciences 1976 Marcel-Benoit-Prize of Swiss Federation 1980 Neurosurgeon of the Year 1981 Pioneer Microsurgeon Award of the International Microsurgical Society, Sidney, Astralia 1988 Medal of Honor of Universita di Napoli e della Compagna Naples, Italy 1992 Medical Award of the Republic of Turkey 1997 Gold Medal of the World Federation of Neurosurgical Societies 1998 Distinguished Faculty Scholar, University of Arkansas for Medical Sciences 1998 Honored as Neurosurgeon of the Century by the Brazilian Neurosurgical Society 1999 European Association of Neurological Surgeons Medal of Honor 1999 Honored as "Neurosurgerys Man of the Century 1950-1999" by the journal Nurosurgery at the Congress of Neurological Surgeons Annual Meeting 2000 Fedor Krause Medal, German Neurosurgical Society 2000 Honorary Fellowship of the American College of Surgeons 2000 Türkiye Cumhuriyeti Üstün Hizmet Madalyası 2000 Award of the Turkish Academy of Sciences 2002 International Francesco Durante Award, Italy 2002 Milli Egemenlik Onur Ödülü 2002 TBMM Onur Ödülü]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Türk Patent 2009 Ödülleri" 04 Mart 2010'da Sahiplerini Buluyor]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-turk-patent-2009-odulleri-04-mart-2010-da-sahiplerini-buluyor--79</link>
			<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 09:55:59 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-turk-patent-2009-odulleri-04-mart-2010-da-sahiplerini-buluyor--79</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">"Türk Patent 2009 Ödülleri" 04 Mart 2010'da Sahiplerini Buluyor / 26.02.2010</span></span></span><br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/odul2009" target="_blank"><span style="color: #0000CD;">“Türk Patent 2009 Ödülleri”</span></a> 04 Mart 2010 Perşembe günü Ankara Sheraton Otel'de saat 11.00'de başlayacak ödül töreni ile Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından sahiplerine verilecek.<br />
<br />
Türkiye’den akademisyenler, sanayiciler, buluş sahipleri, araştırmacılar ile sivil toplum kuruluşları, kamu ve özel sektör kurum/kuruluşları ile birçok ülkenin sınai mülkiyet kurumlarının üst düzey temsilcilerinin davetli olduğu, ulusal ve uluslararası boyutta düzenlenen organizasyonda, Patent, Marka, Endüstriyel Tasarım ve Coğrafi İşaret alanlarında ödüller verilecek.<br />
<br />
Türk Patent Enstitüsü etkinliğin, ülkelerin ekonomik ve teknolojik gelişiminin göstergelerinden biri olan ve her geçen gün önemi giderek artan sınai mülkiyet hakları konusunda toplumda farkındalık yaratılması, sanayicilerimiz, işverenlerimiz, akademisyenlerimiz ve diğer tüm kesimlerce inovasyona daha fazla önem verilmesi, Türk patentleri için daha çok kaynak ayrılması, rekabet gücü yüksek Türk markaları ve özgün tasarımlar yaratılması için daha çok çaba gösterilmesi açısından etkili olacağı inancını taşıyor. <br />
<br />
Ülkemizde, sınai mülkiyet hakları konusunda tescil belgesi vermeye yetkili tek kurum olan ve 139 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Türk Patent Enstitüsü, Türkiye’de firmaların marka, patent ve tasarım konularında Avrupa Birliği (AB) yolunda artan rekabet koşullarında öne çıkmaları için yaratılan ürünlerin ve hizmetlerin korunması hedefi doğrultusunda sınai mülkiyet haklarının beş temel kavramı; Patent, Marka, Endüstriyel Tasarım, Entegre Devre Topografyaları ve Coğrafi İşaretler konularında kamuoyunda sınai mülkiyet bilinci oluşturmak ve bu hakların yaygın kullanımını sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÖDÜL KATEGORİLERİ:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">I. KATEGORİ: Türk Patent Ligi </span><br />
• Patent; 2009 yılında Türkiye’de en çok başvuru yapan / tescil sahibi ulusal firmalar,<br />
• Marka; 2009 yılında Türkiye’de en çok başvuru yapan / tescil sahibi ulusal firmalar,<br />
• Endüstriyel Tasarım; 2009 yılında Türkiye’de en çok başvuru yapan / tescil sahibi ulusal firmalar,<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">II. KATEGORİ: Türk Patent Altın Ödülleri</span><br />
• Patent; 2009 yılında en fazla uluslararası başvuru yapan ulusal firma,<br />
• Marka; 2009 yılında en fazla uluslararası başvuru yapan ulusal firma,<br />
• Endüstriyel Tasarım; 2009 yılında en fazla uluslararası başvuru yapan ulusal firma,<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">III. KATEGORİ: Türk Patent Özel Ödülleri</span><br />
• Patent <br />
• Marka <br />
• Endüstriyel Tasarım <br />
• Coğrafi İşaret <br />
<br />
Kaynak: <a href="http://www.tpe.gov.tr" target="_blank">http://www.tpe.gov.tr</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">"Türk Patent 2009 Ödülleri" 04 Mart 2010'da Sahiplerini Buluyor / 26.02.2010</span></span></span><br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/odul2009" target="_blank"><span style="color: #0000CD;">“Türk Patent 2009 Ödülleri”</span></a> 04 Mart 2010 Perşembe günü Ankara Sheraton Otel'de saat 11.00'de başlayacak ödül töreni ile Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından sahiplerine verilecek.<br />
<br />
Türkiye’den akademisyenler, sanayiciler, buluş sahipleri, araştırmacılar ile sivil toplum kuruluşları, kamu ve özel sektör kurum/kuruluşları ile birçok ülkenin sınai mülkiyet kurumlarının üst düzey temsilcilerinin davetli olduğu, ulusal ve uluslararası boyutta düzenlenen organizasyonda, Patent, Marka, Endüstriyel Tasarım ve Coğrafi İşaret alanlarında ödüller verilecek.<br />
<br />
Türk Patent Enstitüsü etkinliğin, ülkelerin ekonomik ve teknolojik gelişiminin göstergelerinden biri olan ve her geçen gün önemi giderek artan sınai mülkiyet hakları konusunda toplumda farkındalık yaratılması, sanayicilerimiz, işverenlerimiz, akademisyenlerimiz ve diğer tüm kesimlerce inovasyona daha fazla önem verilmesi, Türk patentleri için daha çok kaynak ayrılması, rekabet gücü yüksek Türk markaları ve özgün tasarımlar yaratılması için daha çok çaba gösterilmesi açısından etkili olacağı inancını taşıyor. <br />
<br />
Ülkemizde, sınai mülkiyet hakları konusunda tescil belgesi vermeye yetkili tek kurum olan ve 139 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Türk Patent Enstitüsü, Türkiye’de firmaların marka, patent ve tasarım konularında Avrupa Birliği (AB) yolunda artan rekabet koşullarında öne çıkmaları için yaratılan ürünlerin ve hizmetlerin korunması hedefi doğrultusunda sınai mülkiyet haklarının beş temel kavramı; Patent, Marka, Endüstriyel Tasarım, Entegre Devre Topografyaları ve Coğrafi İşaretler konularında kamuoyunda sınai mülkiyet bilinci oluşturmak ve bu hakların yaygın kullanımını sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ÖDÜL KATEGORİLERİ:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">I. KATEGORİ: Türk Patent Ligi </span><br />
• Patent; 2009 yılında Türkiye’de en çok başvuru yapan / tescil sahibi ulusal firmalar,<br />
• Marka; 2009 yılında Türkiye’de en çok başvuru yapan / tescil sahibi ulusal firmalar,<br />
• Endüstriyel Tasarım; 2009 yılında Türkiye’de en çok başvuru yapan / tescil sahibi ulusal firmalar,<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">II. KATEGORİ: Türk Patent Altın Ödülleri</span><br />
• Patent; 2009 yılında en fazla uluslararası başvuru yapan ulusal firma,<br />
• Marka; 2009 yılında en fazla uluslararası başvuru yapan ulusal firma,<br />
• Endüstriyel Tasarım; 2009 yılında en fazla uluslararası başvuru yapan ulusal firma,<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">III. KATEGORİ: Türk Patent Özel Ödülleri</span><br />
• Patent <br />
• Marka <br />
• Endüstriyel Tasarım <br />
• Coğrafi İşaret <br />
<br />
Kaynak: <a href="http://www.tpe.gov.tr" target="_blank">http://www.tpe.gov.tr</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Araştırma, Buluş ve Patent Yolunda Üniversite' Sempozyumu İzmir'de Yapıldı]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-arastirma-bulus-ve-patent-yolunda-universite-sempozyumu-izmir-de-yapildi--78</link>
			<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 12:47:49 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-arastirma-bulus-ve-patent-yolunda-universite-sempozyumu-izmir-de-yapildi--78</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Araştırma, Buluş ve Patent Yolunda Üniversite' Sempozyumu İzmir'de Yapıldı / 20.02.2010</span></span></span><br />
<br />
19 Şubat 2010 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi İnovasyon Koordinasyon Kurulu tarafından İzmir'de, Tıp Fakültesi Dekanlığı Konferans Salonu'nda ''Araştırma, Buluş ve Patent Yolunda Üniversite'' sempozyumu düzenlendi.<br />
<br />
Sempozyumun açılışında konuşan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat ERGÜN, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan sürecin, ülkeleri sanayiden bilgi toplumuna geçmeye zorladığını, bir çok kavramın tedavülden kalkarken bilgi üretimi, yenilikçi düşünce, inovasyon ve teknoloji transferi gibi kavramların yerleşmeye başladığını belirtti. Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerine verilen önemden söz ederek, üniversite sanayi işbirliklerini geliştirmek için yapılan çalışmaları ve girişimciler için uygulamaya konulan teşvikleri anlattı.<br />
<br />
Sempozyuma Türk Patent Enstitüsü'nü temsilen katılan Enstitü Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, Enstitünün faaliyet alanı olan Sınai Mülkiyet Hakları, Türk Patent Enstitüsü'nün çalışmaları, üniversiteler ve patent ilişkisi, Türk üniversitelerindeki mevcut durum konularını içeren bir sunum yaptı. AB sürecindeki 35 fasıldan, müzakerelere açılan 12 fasıldan birini Fikri Mülkiyet Hukuku'nun oluşturduğunu belirterek, 17 Haziran 2008'den buyana yürütülen muzakere süreci hakkında bilgiler verdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Araştırma, Buluş ve Patent Yolunda Üniversite' Sempozyumu İzmir'de Yapıldı / 20.02.2010</span></span></span><br />
<br />
19 Şubat 2010 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi İnovasyon Koordinasyon Kurulu tarafından İzmir'de, Tıp Fakültesi Dekanlığı Konferans Salonu'nda ''Araştırma, Buluş ve Patent Yolunda Üniversite'' sempozyumu düzenlendi.<br />
<br />
Sempozyumun açılışında konuşan Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat ERGÜN, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan sürecin, ülkeleri sanayiden bilgi toplumuna geçmeye zorladığını, bir çok kavramın tedavülden kalkarken bilgi üretimi, yenilikçi düşünce, inovasyon ve teknoloji transferi gibi kavramların yerleşmeye başladığını belirtti. Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerine verilen önemden söz ederek, üniversite sanayi işbirliklerini geliştirmek için yapılan çalışmaları ve girişimciler için uygulamaya konulan teşvikleri anlattı.<br />
<br />
Sempozyuma Türk Patent Enstitüsü'nü temsilen katılan Enstitü Başkanı Prof. Dr. Habip ASAN, Enstitünün faaliyet alanı olan Sınai Mülkiyet Hakları, Türk Patent Enstitüsü'nün çalışmaları, üniversiteler ve patent ilişkisi, Türk üniversitelerindeki mevcut durum konularını içeren bir sunum yaptı. AB sürecindeki 35 fasıldan, müzakerelere açılan 12 fasıldan birini Fikri Mülkiyet Hukuku'nun oluşturduğunu belirterek, 17 Haziran 2008'den buyana yürütülen muzakere süreci hakkında bilgiler verdi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Marka Başvuruları Hakkında Duyuru]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-marka-basvurulari-hakkinda-duyuru--77</link>
			<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 12:44:34 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-marka-basvurulari-hakkinda-duyuru--77</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF4500;">Marka Başvuruları Hakkında Duyuru / 18.02.2010</span></span></span><br />
<br />
Marka kavramının ticari faaliyetler ile olan doğrudan ilişkisi nedeniyle, 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında marka tescil başvurusu yapacak olan başvuru sahiplerinin başvurularını, ülkemizdeki diğer yasal düzenlemeleri dikkate alarak hazırlamaları daha sonra meydana gelebilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi açısından faydalı olacaktır.<br />
<br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün de tavsiyesi doğrultusunda, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nden üretim izni almak isteyen başvuru sahiplerinin Nice Sınıflandırma sisteminin 5, 29, 30, 31, 32 ve 33. sınıflarında yapacakları marka tescil başvurularının, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un Reklam ve Tanıtım başlıklı aşağıda belirtilen 21 inci maddesine aykırı olmaması gerekiyor. <br />
<br />
Madde 21- Gıda maddeleri ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin etiketlenmesi, reklam ve tanıtım; sahte, yanıltıcı veya gıdanın karakterine, yapısına, özellikle doğasına, özelliklerine, bileşimine, miktarına, dayanıklılığına, orijinine, üretim metoduna göre hatalı bir izlenim yaratacak, gıdanın sahip olmadığı etki ve özelliklere atıfta bulunacak, tüm benzer gıda maddeleri ile aynı özelliklere sahip olduğu halde gıda maddesinin özel karakteristiklerine sahip olduğunu bildiren veya ima eden ifadeleri ve tüketiciyi yanıltacak yazı, resim, şekil ve benzerlerini içermemelidir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kaynak:</span> <a href="http://www.tpe.gov.tr" target="_blank">http://www.tpe.gov.tr</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF4500;">Marka Başvuruları Hakkında Duyuru / 18.02.2010</span></span></span><br />
<br />
Marka kavramının ticari faaliyetler ile olan doğrudan ilişkisi nedeniyle, 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında marka tescil başvurusu yapacak olan başvuru sahiplerinin başvurularını, ülkemizdeki diğer yasal düzenlemeleri dikkate alarak hazırlamaları daha sonra meydana gelebilecek olumsuzlukların önüne geçilmesi açısından faydalı olacaktır.<br />
<br />
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün de tavsiyesi doğrultusunda, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nden üretim izni almak isteyen başvuru sahiplerinin Nice Sınıflandırma sisteminin 5, 29, 30, 31, 32 ve 33. sınıflarında yapacakları marka tescil başvurularının, 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un Reklam ve Tanıtım başlıklı aşağıda belirtilen 21 inci maddesine aykırı olmaması gerekiyor. <br />
<br />
Madde 21- Gıda maddeleri ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin etiketlenmesi, reklam ve tanıtım; sahte, yanıltıcı veya gıdanın karakterine, yapısına, özellikle doğasına, özelliklerine, bileşimine, miktarına, dayanıklılığına, orijinine, üretim metoduna göre hatalı bir izlenim yaratacak, gıdanın sahip olmadığı etki ve özelliklere atıfta bulunacak, tüm benzer gıda maddeleri ile aynı özelliklere sahip olduğu halde gıda maddesinin özel karakteristiklerine sahip olduğunu bildiren veya ima eden ifadeleri ve tüketiciyi yanıltacak yazı, resim, şekil ve benzerlerini içermemelidir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kaynak:</span> <a href="http://www.tpe.gov.tr" target="_blank">http://www.tpe.gov.tr</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Vacancy Announcement (RTA Assistant) / İş İlanı (RTA Asistanı)]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-vacancy-announcement-rta-assistant-is-ilani-rta-asistani--76</link>
			<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 12:37:03 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-vacancy-announcement-rta-assistant-is-ilani-rta-asistani--76</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF4500;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Vacancy Announcement (RTA Assistant) / İş İlanı (RTA Asistanı) / 16.02.2010</span></span></span><br />
<br />
RTA Assistant for German Resident Twinning Advisor<br />
<br />
Vacancy in a EU funded Project in TURKEY (TR 07 IB FI 01) on industrial property rights between Germany (German Foundation for International Legal Cooperation-IRZ) and Turkey (Turkish Patent Institute):<br />
<br />
for an English, German and Turkish speaking full-time RTA assistant with university degree to assist the RTA and project team in project implementation. (Ref: RTAA)<br />
<br />
The monthly salary will be 2000,- €. Candidates are asked to send their CVs and application letter giving reference to the interested position, by only e-mail to twinning.irz.tpe@googlemail.com, not later than 28 February 2010. <br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/Vacancy_Announcement_29_01_2010_2.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000CD;">More information </span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF4500;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;">Vacancy Announcement (RTA Assistant) / İş İlanı (RTA Asistanı) / 16.02.2010</span></span></span><br />
<br />
RTA Assistant for German Resident Twinning Advisor<br />
<br />
Vacancy in a EU funded Project in TURKEY (TR 07 IB FI 01) on industrial property rights between Germany (German Foundation for International Legal Cooperation-IRZ) and Turkey (Turkish Patent Institute):<br />
<br />
for an English, German and Turkish speaking full-time RTA assistant with university degree to assist the RTA and project team in project implementation. (Ref: RTAA)<br />
<br />
The monthly salary will be 2000,- €. Candidates are asked to send their CVs and application letter giving reference to the interested position, by only e-mail to twinning.irz.tpe@googlemail.com, not later than 28 February 2010. <br />
<br />
<a href="http://www.tpe.gov.tr/dosyalar/haber/Vacancy_Announcement_29_01_2010_2.pdf" target="_blank"><span style="color: #0000CD;">More information </span></a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kodak`tan teknoloji devlerine dava]]></title>
			<link>http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-kodak-tan-teknoloji-devlerine-dava--75</link>
			<pubDate>Sun, 17 Jan 2010 09:25:53 -0600</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://forum.devrimpatent.com.tr/Konu-kodak-tan-teknoloji-devlerine-dava--75</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Kodak, patent hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Apple ve RIM`e dava açtı. Dava sonucunda iPhone ve Blackberry satışına yasak gelebilir. / 15.01.2010</span></span></span><br />
<br />
ABD`de faaliyet gösteren dünyanın önde gelen şirketlerinden Kodak, patent haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle iPhone`un üreticisi Apple`a ve Blackberry`nin üreticisi Research In Motion`a dava açtı. Amerikan Uluslararası Ticaret Komisyonu`da konuyla ilgili yeni bir dosya açan Kodak, iPhone ve Blackberry`lerde resimleri görüntülemek için kullanılan kendi teknolojilerinin izinsiz şekilde kullanıldığını öne sürdü. Komisyondan Blackberry ve iPhone`un satışına yasak getirilmesini isteyen Kodak, patent hakkının ihlali gerekçesiyle uğradığı maddi zararın da karşılanmasını talep etti. Kodak`ın komisyona başvurmasının ardından iPhone ve Blackberry`nin üreticisi Apple ve Research In Motion`dan ise herhangi bir açıklama henüz yapılmadı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: medium;"><span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">Kodak, patent hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle Apple ve RIM`e dava açtı. Dava sonucunda iPhone ve Blackberry satışına yasak gelebilir. / 15.01.2010</span></span></span><br />
<br />
ABD`de faaliyet gösteren dünyanın önde gelen şirketlerinden Kodak, patent haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle iPhone`un üreticisi Apple`a ve Blackberry`nin üreticisi Research In Motion`a dava açtı. Amerikan Uluslararası Ticaret Komisyonu`da konuyla ilgili yeni bir dosya açan Kodak, iPhone ve Blackberry`lerde resimleri görüntülemek için kullanılan kendi teknolojilerinin izinsiz şekilde kullanıldığını öne sürdü. Komisyondan Blackberry ve iPhone`un satışına yasak getirilmesini isteyen Kodak, patent hakkının ihlali gerekçesiyle uğradığı maddi zararın da karşılanmasını talep etti. Kodak`ın komisyona başvurmasının ardından iPhone ve Blackberry`nin üreticisi Apple ve Research In Motion`dan ise herhangi bir açıklama henüz yapılmadı.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>